AKP’nin devletleşme planının bir parçası olarak: “Diyarbakır DAİŞ operasyonunun” siyasal analizi – Ulaş Bayraktaoğlu

950

Diyarbakır DAİŞ Operasyonu AKP’nin Katliamlarını Aklamak Amacıyla Planladığı Bir Oyundur

AKP-DAİŞ faşizminin yaptığı Ankara Katliamı halk nezdinde Erdoğan’ın bizzat yönettiği ve devletin bütün imkanlarıyla donatılmış olan gizli terör örgütünü deşifre etti. AKP’yi desteklesin ya da desteklemesin asgari zekaya sahip herkes bu faşist terör örgütünün varlığının farkındadır. DAİŞ’in Türkiye örgütlenmesinin ortamının bizzat AKP tarafından hazırlandığı ve desteklendiği uzun zamandır bilinen bir gerçektir. Hatta bu duruma muhalefetleri nedeniyle daha evvel AKP örgütlenmesinin çeşitli düzeylerinde siyasal faaliyet yürüten bazı kişiler AKP’den uzaklaştı veya uzaklaştırıldı. Diğer taraftan AKP-DAİŞ faşist örgütlenmesinin harekete geçmesinden memnun olan tescilli faşistler AKP örgütlenmesine açık şekilde katıldılar. Bu kişiler ”oluk oluk kan akacak” diye heveslenen faşist katillerdir.

Somut olarak bu tarzda işleyen AKP siyasal stratejisini kültürel-etnik yapısı, sınıfsal konumlanışı, yaşam tarzı vb. ne olursa olsun Türkiye toplumunun büyük bir çoğunluğu kabul etmemektedir. Bu noktada AKP’nin yıllardır uygulamakta olduğu dezenformasyona ve yalana dayalı riyakar politikacılık yöntemi daha güçlü bir şekilde devreye sokulmuştur. AKP, riyakar politikacılığıyla Türkiye’nin dört bir yanında devreye soktuğu faşist terör eylemlerini bir plan dahilinde senkronize ederek otoriter ve totaliter diktatörlüğünü kurmaya çalışmaktadır. Bu gidişatın sonucu olarak bugünlerde Türkiye’yi burjuva yasalarına bile uymayan gayrimeşru bir hükümet yönetiyor. Anayasa ve hukuk düzeni geçerliliğini yitirmiş, parlamento işlevsizleşmiştir. Seçimler ancak AKP beğendiğinde geçerlilik kazanabilmektedir. AKP topluma ”ya benim diktatörlüğümü kabul edeceksin ya da faşist teröre maruz kalacaksın” dayatmasını yapmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarını ”ustaca” dayattığını belirtmekte fayda var, çünkü Erdoğan’ın çıraklarının beceriksizlikleri bu ”ustalığın” altında alçakça yürütülen iktidar planlarını deşifre etmektedir. Ankara katliamından sonra baş çırak Davutoğlu beceriksiz yönetimiyle AKP’nin birçok suçunu itiraf etti. Başbakan Davutoğlu canlı bombaları bildikleri halde yakalamadıklarını ve önlem almadıklarını açıkça gösteren açıklamalar yaptı. Daha da önemlisi, Davutoğlu ”demokratik bir ülke olduğumuz için canlı bomba eylem yapmadan yakalayamayız” fikrini utanmadan savundu. Aslında Davutoğlu beyaz toroslarla, çete örgütlenmeleriyle halkı tehdit etmeden önce canlı bombaları piyasaya sürdüklerini açıklamıştı. Bu tür söylemlerin AKP kurmayları tarafından yeni kullanılmadığını biliyoruz. Erdoğan kolluk kuvvetlerine ”kadın, çoluk, çocuk dinlemeyin, katledin!” diye salık veriyordu, AKP’li MİT müsteşarı Hakan Fidan ”iki bomba patlatarak” istedikleri siyasal sonuçları alabileceklerini öne sürüyordu. İşte bu zihniyet günümüzde bütün gücüyle bölge halklarına karşı kirli bir savaş başlatmış ve faşist terör örgütlerini devreye sokmuştur.

AKP Yürütme Olmanın Ötesinde Devletin Kendisi Olmak İçin Benimsediği Stratejik Planını Dört Taktik Yöntemle Uygulamaktadır:

Gezi Ayaklanmasında yaşadığı alaşağı olma tehlikesinden ders çıkartarak AKP toplumu kendi lehine ikiye bölme yoluyla faşist bir kitle örgütlenmesi oluşturmaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda mütedeyyin-seküler, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi toplumsal çeşitlilikleri saflaştırma unsurları olarak kullanmaktadır. Saflaştırıcı, bölücü yöntemini desteklemek ve kuvvetlendirmek için muhalif kesimleri faşist terör eylemleriyle bastırarak korkutmaya ve sindirmeye çalışmaktadır. Bunların yanı sıra siyasal meşruiyetini sağlayabilmek için kendine alan açmaya çalışmaktadır. Uluslararası güçlerin kendisini destekleyebilecekleri yeni rollere adaydır. AKP’nin çok sıkıştığında kullanabileceği son yöntemlerden biri ülkeyi savaşa sokarak toplumda kendi çıkarları doğrultusunda suni bir denge oluşturmaya çalışmaktır. Herhangi bir ”dış tehdit” aktifleştiğinde muhalefetin bastırılabileceğini ve toplumun büyük bir kesimini peşinden sürükleyebileceğini düşünmektedir.

AKP’nin taktik yöntemlerini Ankara katliamından bugüne kadar yaptıklarıyla sınayabiliriz. Kendisinin de itiraf ettiği gibi Ankara katliamı AKP’nin çıkarları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Öncelikle Ankara katliamının AKP’nin kirli savaş ortamını desteklediğini belirtmek gerekiyor. Katliam toplumda psikolojik bir yarılmaya neden olmuş ve mütedeyyin ve seküler kesimler arasında suni bir düşmanlık yaratmıştır. Aktif muhalefet yürüten kesimler üzerinde ciddi bir baskı ve tehdit oluşturmuştur.

AKP Ankara katliamını PKK ve DAİŞ’in işbirliği halinde yaptığını öne sürerek sadece kafa karıştırmayı, hedef şaşırtmayı amaçlamadı. Aklı başında herkes gibi AKP kurmayları da birbiriyle uzlaşmaz bir şekilde düşman olan PKK ve DAİŞ’in hiçbir şekilde ve konuda işbirliği yapmayacağını bilmektedir. Bu ve benzeri yalanlarla AKP kendi beslediği, büyüttüğü ve kullandığı DAİŞ’in terör eylemlerinin sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışmaktadır. Katliamdan sonra AKP bu doğrultuda DAİŞ’e ihalesini verdiği eylemlerin sorumluluğunu başka örgütlere, YPG’ye ve Suriye Devleti’ne de yüklemeye çalıştı. AKP en inanılmayacak palavraları ısrarla anlatarak toplumun belli kesimlerini kendi siyasal çizgisine ikna etmeye çalışmaktadır.

Ankara Katliamının Sorumlusuyla İlgili AKP’nin Yalana Dayalı Siyasal Propagandası, AKP’nin İktidar Gücü Olma Yolunda Yürüttüğü Önceden Çerçevesi Çizilen Bir Planın Parçasıdır.

Erdoğan Tel Abyad (Gıre Sıpi) konusunda DAİŞ ve YPG’nin danışıklı dövüş yaptığını öne sürerek yeni bir eylem hazırlığında olduğunun işaretini vermişti. Erdoğan’ın bu açıklamasından bir gün sonra polis Diyarbakır’da DAİŞ’e karşı operasyon düzenledi ve DAİŞ’in bir hücre evine baskın yapan polislerden ikisi ve yedi DAİŞ çetesi hayatını kaybetti. Birçok ilde DAİŞ örgütleri varken ve bu örgütler bilinirken operasyonun Diyarbakır ayağının ön plana çıkartılması PKK ve DAİŞ’in işbirliği halinde olduğu izleniminin toplumun bir kesimine verilmeye çalışılmasıyla ilgilidir. Diyarbakır’daki DAİŞ’in hücre evine baskın vitrinde sergilenirken diğer illerde de göstermelik DAİŞ operasyonları yapılarak sanki topyekün DAİŞ ile mücadele ediliyormuş gibi bir izlenim verilmeye çalışılmaktadır. AKP yürütmekte olduğu stratejik iktidar planında polisi piyon olarak kullanmaktadır. Diyarbakır DAİŞ operasyonunda ölen polislerin gerçek katili AKP hükümetidir. Çünkü polis AKP’nin gizli terör örgütünün hazırladığı bir düzeneğin içine sokulmuştur. Bununla birlikte AKP bazı canlı bombaların ismini ve fotoğrafını kamuoyuna duyurarak ”canlı bombalar aramızda dolaşıyor, her an kendilerini patlatabilirler” uyarısıyla halkı tehdit etmektedir. Zaten Türkiye’nin her yerinde faşist terör örgütünün bombaları sürekli patladığı için halk canlı bombaların aramızda dolaştığını bilmektedir. Demek ki AKP’nin amacı halkı tehlikeye karşı uyarmak değildir. AKP her ihtiyaç duyduğunda kontrolündeki faşist terör örgütleri katliam yapmaya çalışacağı için sorumluluğu önceden üzerinden atmaya çalışmaktadır. Diyarbakır’da DAİŞ’e karşı yapılan operasyon oyunu araştırılırsa operasyon talimatının özel olarak AKP’den geldiği kısa sürede ortaya çıkacaktır.

Kısa Vadede AKP Kendi İktidar Planları Doğrultusunda Yeni Bir Savaşa Girmeyi Tercih Edebilir

DAİŞ’in Türkiye’de aktifleşmesinden (eylemleri ve ”ona karşı yapılan operasyonlarla” gündeme oturtulmasından) fayda elde eden yegane siyasi odak AKP’dir. AKP savaşa girmeyi tercih ederse Suriye’nin kuzeyindeki Afrin-Kobane arasındaki bölgeyi işgal etmeye çalışacaktır. Böyle bir askeri hamlenin bahanesi olarak DAİŞ’in oradaki varlığını kullanmayı düşünüyor olmaları muhtemeldir. Kuzey Suriye’ye yönelik AKP’nin muhtemel işgal eylemi Esad güçlerine ve bölgedeki yerel güçlere karşı savaş ilanı olur. Böyle bir işgal eylemi hem DAİŞ’in hem de AKP’nin çıkarınadır. DAİŞ’in Suriye’nin kuzeyinde YPG karşısında tutunması mümkün değildir. AKP kendi beslediği büyüttüğü DAİŞ ile irtibatını Afrin-Kobane arasındaki bölgeye yerleşerek garanti altına almak istemektedir. AKP ile DAİŞ’in ilişkisi sadece karşılıklı kullanma, faydalanma ile sınırlı değildir. AKP ile DAİŞ arasında ideolojik ve yöntemsel örtüşme mevcuttur. Farklı mekanlarda ve koşullarda ikisinde de iktidar gücü olma ve devletleşme hedeflerinde birlik vardır. Bu temelde işleyen siyasal konumlanış AKP-DAİŞ faşizminin özünü ve omurgasını oluşturmaktadır.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız