Dilek’in katilleri… – Berfin Günaylı

709

Dilek Doğan’ın kendi evinde polisler tarafından katledilişinin videosunu günlerdir izliyoruz. İzlemek İstemesek de, aramasak da, ilgilenmesek de o görüntüler her yerde artık. Kaçamayız bu gerçekten. Ama o görüntüleri izleyip ağlayamayız da. Vicdani bir mesele olmaktan çok öteye geçti Dilek Doğan’ın katli. Günay Özarslan’ın, Dilan Kortak’ın ve evlerinde, sokaklarda, okullarda, işyerlerinde polisler tarafından katledilen onlarca insanın katli gibi…

Dilek Doğan, eli silahlı, yüzleri maskeli polislerin evini araması sırasında hiçbir tartışma yokken, karşı güç uygulanmamışken, saldırı veya çatışma ortamı yokken, silah veya bomba şüphesi yokken(ki böyle durumlar varsa dahi öldürmek meşru olmamalı) elindeki silaha ve sırtını yasladığı devletine güvenen bir polis tarafından katledilmiştir. Herhangi bir polis diyorum, ismi belki açıklanır, belki açıklanmaz, belki de açıklanmıştır, önemli olan yaratılan katil sürülerinin nasıl korunduğudur. Devlet, halkını öldüren polislerini koruyor. Katiller cezaevlerinden cezalarını çekmeden, gizli saklı tahliye ediliyor, konvoylarla alınıyor, ya da meslekten men ettik denilerek başka illere atanıyor, saklanıyor, hatta terfi ettiriliyor. Berkin Elvan’ı, Ethem’i, Ali İsmail’i, Hacı Birlik’i, Dilan Kortak’ı, ve Kürdistan’da sivilleri katleden onlarca polise olduğu gibi. Polis, elindeki silahla çocuk, yaşlı, kadın demeden katletmeye devam ediyor ama adalet hiçbir zaman o polisi bulmuyor. Hukuk, devletin hukuku, her zaman öleni ve yakınlarını cezalandırıyor. Devletin birlik, beraberlik ve bekası için polis, yüzlerce insanı yargısız sorgusuz, sualsiz katletti ve katletmeye devam ediyor.

Devletin yani Polisin yaptığı bu katliamları meşru gösterme aracı da hazır. Televizyonları, gazeteleri, internet araçları… Dilek Doğan’ın katledilme anına ait görüntüler, yaklaşık iki ay sonra ortaya çıktı. -Görüntülerin ortaya çıkmış olması bile aslında beklenmedik bir durum, devlet genelde görüntüleri yok ederdi, kameraları bozuk ilan eder, ya da ele geçen görüntüler, sonradan kaybettirilirdi- bu iki aylık süreçte gazetelerin yazdıkları, televizyonların söyledikleri nasıl bir ideolojik sarmalın içinde olduğumuzun en iyi kanıtı aslında. “3 yıl önce kendini patlatan canlı bomba ile çekilmiş resimleri ortaya çıktı” haberi Dilek’in katledilmesini meşru göstermeye çalışan bir haberdir. “Canlı bomba şüphesiyle öldürüldü” haberleri ya da “terör baskınında çatışma çıktı” haberi. Tüm bu yazılanlar ve söylenenler devletin kendini aklama girişimleri olmakla birlikte, görüntülerin ortaya çıkmasıyla geçerliliğini kaybetmiş haberlerdir. Devletin hegemonyası altında haber ve habercilik anlayışlarını şekillendiren bu anlayış, Dilek’i katleden polisleri, katilleri koruyan, egemen ideolojiye hizmet eden bir anlayıştır. Yalakalıktan, yalan haberlerden, soytarılarca işgal edilen sayfalardan öteye geçemezler. Photoshoplu manşet fotoğraflarıyla ve inandırmaya çalıştıkları mide bulandırıcı haberleriyle ünlüdürler. Onlar da en az o polis kadar katildirler. O polis kadar kan akıtmışlardır…

Burjuva hukuku bize kendi çarpık adaletini bile hak görmüyorsa, bizler gerçek adalet için direnişi ve mücadeleyi büyütmeyi bir gereklilik olarak önümüze koyuyoruz.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız