Yaşam, zamana takılı akıp gidiyor. Sürekli gelişmekte, akıp giderken zamana bağlı olan yaşam. İleriye doğru. Çünkü zaman hep tereddütsüz ileriye akar. Bu yüzden yaşamda hep gelişme halindedir. Ve gelişmede, değişimlere gebedir. Hep ileriye doğru.

Vakti gelen her şeyin sonlanması doğanın bir kanunudur. Vakti gelen gelişir, değişir ve yeni bir biçim, yeni bir hal alır. Tıpkı vakti gelen insan ömrünün toprağa karışımından sonra yeşeren bir çiçek gibi.

Şimdi, Görünürde o ki; Vakti gelen, tükenen çok şey var.

Mesela; Servetlerine servet, karlarına kar, topraklarına toprak katmak için milyarlarca insanı –yani ezilenleri- savaş meydanlarında ölümle baş başa bırakan acımasızlığı ile namı yürüyen vahşi emperyalizmin.

Mesela; emeğinden gayrı hiçbir şeyi olmayan milyarlarca işçiyi, emekçiyi sömürünün pençesinde, hep bir avuç aşırı zenginin hesabına çalıştıran kapitalizmin.

Mesela; dünyanın, yeryüzünün bütün nimetlerine sahip olan burjuvazinin, ezilen halklar üzerinde şakşakçılığını yapan, burjuvazinin sömürü ve baskı yasalarını koruyan ve uygulayan devletlerin egemenliklerini koruyabilmek için estirdikleri faşist terörün, sonu geldi, vakti tükendi.

Yüz yıllardır sürdürdükleri egemenliğin gelişime ve değişime karşı son çırpınışları gözler önündedir artık.

Ama asıl konu şu. Eğer gelişmekte ve değişmekte olan şey gelecekle alakalıysa, bu durum en çok onu yaşayacak olanları yani bizi, gençliği ilgilendiriyor. Yıllar sonrasını eşit, özgür ve adil bir dünya içerisinde yaşamak istiyorsak, yıllar sonrasında, bizden sonra ki nesillerin bugünkü sömürü düzenin pençesinde sıkışmasını, bugün açlıktan ölen ve inleyen milyonlarca çocuğun kaderini yaşamasını istemiyorsak, geleceğimizle ilgili olmak mecburiyetindeyiz. Tarihin tekerleğini, barışa ve kardeşliğe, sevgiye ve saygıya, hakka ve hukuka, doğruluğa ve dürüstlüğe, sevince ve mutluluğa döndürmek için görev başında bir gençlik en büyük ihtiyaçtır.

Ve görev bizi çağırıyor.

Görevimiz; tüm insanlığın ve doğanın kurtuluşu için kapitalizmi yıkmak, işçilerin emekçilerin yani tüm ezilenlerin iktidarı sosyalizmin inşasında yer almaktır. Gençliğimiz de ancak kapitalizmin yıkımı ve sosyalizmin inşasıyla özgürleşebilecektir.

Bu görevin üstesinden gelmek kolay olmadığı gibi zorda değildir. Girişilen her türlü işte olduğu gibi bu mücadelede de, doğru ve güçlü bir çalışma ve buna uygun devrimciler olduğu sürece başarı kaçınılmazdır. Başardım demeden önce başaracağına inanmakta bu yolun temel prensibi olarak göz önünde bulundurulmalıdır.

Evet; geçmiş tarihimizde gençliğin, ezilenlerin kurtuluş mücadelesinde büyük izleri var. Tarihimizde çok büyük mücadeleler, zaferler var. Bu mücadele ve zaferler, hatta yaşanılan yenilgiler bile bize çok defa haklı olduğumuzu ve kazandığımızı, kazanabileceğimizi gösterdi.

İşte tüm bulardan yola çıkarak; gençliğin devrimci güçlerinin görev ve sorumluluklarını tespitiyle başlayan güçlü bir devrimci mücadeleye ihtiyaç var. İhtiyacın içerisinde en büyük ihtiyaçlardan biride devrime olan bağlılığı ile bal arısının disiplini ve titizliği ile çalışan gençliğin devrimci gücünün bulunmasıdır.

Bugün her gençliğin devrimci gücü;

*Ne olursa olsun, doğru düşünceden sapmadan bilgisinin ve birikiminin sınırını genişletmeli, bu beceriyle en yakın çevresinden en uzak çevresine, yaşanmış olanları, yaşananları ve yaşanacak olanları anlama ve yorumlama çabası içerisinde olmalıdır. Bilimin ve doğru bilginin sarsılmaz neler kazandırdığını ancak iyi bir öğrenimle kazanabileceğini unutmamalıdır. Unutmak gericiliğe ve tembelliğe giden yolu açacaktır.

*Nihai amacına, geleceğinin ve insanlığın kurtuluşuna pirüpak bir biçimde inanmalıdır. Yaşanılan her şeye gelişimin bir parçası olarak bakabilmeli ve hiçbir tereddütte düşmemelidir. Bilmeli ki; zaferin tayini yıllar yılı sürebilir. Ama bugün harcanan en ufak emek olmadan zaferin tayini söz konusu olmaz.

*Kararlılığın ve özgüvenin abidesi olmalıdır. Mücadelenin gerekliliği ile aldığı her sorumlulukta, zorlu görevde başarmak için kararlı olmalı ve kendisine güvenmelidir. İyi veya kötü, ne olursa olsun sonuç almak için bir an olsun vazgeçmemelidir. Karalı olmak ve doğru çalışmak kesinlikle sonuç aldıracaktır. Faşizmin tırmandığı bir üniversitede veya lisede “örgütlenemiyorum” demek yerine kendisine güvenilen ve kararlı bir şekilde doğru bir çalışma yürütmek sonuç aldırır. Bu gençliğin devrimci güçlerinin örgütlülüğüne güvenmeyi de gerektirmektedir.

*Mücadelede; her görev ve sorumlulukta, her zorun ve gücün karşısında cesaretli ve atılgan olmalıdır. Faşizmin ve işbirlikçilerinin hiçbir gücü korkuya, yılgınlığa sebep değildir. Alanlarımızda tırmanmaya gayret eden faşizm, geri durmamıza sebep değildir. Unutulmamalıdır ki; zulmün saltanatı korkunun hegemonyası ile inşa edilir. Bugünde bizden istenen korkmamızdır. Gücünü her türlü araç gereç ile sergilemesi bundandır. Ama korkmak ve yılmak bütün benliğini yitirmek ve teslim olmaktır.  Fakat cesaretimizin geliştiği yerde güçleri, güçlerimiz karşısında acizdir.

*Mücadele içerisinde, her görev ve sorumlulukta, girişilen her kavgada gönüllü ve fedakâr olmalıdır. Yaşam içerisinde cefakâr olmalıdır. Ve cefa çekmelidir.  Bireysel yaşamında sana ait olan her türlü duygu düşünce ve maddiyatı mücadele, örgüt ve yoldaşlar için feda etmek ve buna gönüllü olmak devrimci bir yaşamın inşasıdır. Bu kısacası çeliğe verilen suyun kendisidir de.

*Örgüt savaşçısı olmalıdır. Devrimci örgütünün ilke ve değerlerini soluk alınıp verilen her yerde yaşatmalı. Örgütünün politik-siyasal mücadele hattını ve pratiğini en iyi şekilde hayata geçirmelidir. Bu mücadele ilkelerini ve yaşam değerlerinin önüne engel her türlü yaklaşımın karşısında durmalıdır ve doğrunun savunucusu olmalıdır. Örgütünün mücadele ilke ve yaşam değerlerini de küçük düşüren her hareketten kaçınmalı ve kaçınmayanları geliştirmelidir. Unutulmamalıdır ki; her devrimci mücadele örgütünün uğruna mücadele ettiği ideal gibi saf, temiz adil mücadele ilke ve değerleri vardır. Buna göre şekillenen kadro ve kitleleri de olduğu takdir de, sarsılmaz bir yapının inşası tamamlanmış olur. Ama elbette tamamlamak basit değildir ve olmayacaktır. Zorluğu, tamamlanmasının sürekli gelişim gösterme ve kesintisiz mücadele etme gereğinden ileri geliyor.

Her genç neslinde kendisini çevreleyen somut koşullara bağlı olarak bir tarihi ve değerleri olduğu gibi bugünün biz gençliğinin de kendi tarihini oluşturmasının ve değerlerini yaratmasının vakti gelmiştir. Bilinmeli ki; insan tarihin öznesidir. Ve tarih zamanın kahramanları olabilenlerin eseridir.

Bu tarih ve değerler bizden sonraki nesillere ışık olabilsin, bizden sonra ki kuşaklara öğretmen olabilsin diye an ’da ki ve gelecek olan vakitler de ki görev sorumluluğumuzun bilincinde olmak gerekiyor.

Geleceğinden bir haber, maddi dünyanın süslü püslü yaşam ve gelecek vaatlerinin peşinde olmak değil geleceğimizden sorumlu, tüm insanlık için faydalı ve doğru bir yaşam içerisinde olmak tercihimiz olmalıdır. Tercihimiz olduğu kadar da tercih olabilmesi için üniversitelerden liselere, fabrikalardan mahallelere bu mücadele ve yaşamı taşımak asli görevimizdir.

Haydi! Gençliğin Devrimci Güçlerini açığa çıkarmak için el ele, omuz omuza, soluk soluğa verelim. Bildiklerimizi de bilmediklerimizi de birleştirelim, kendimizi geliştirelim, birbirimize öğretelim. Yeteneklerimizi yan yana getirelim, mücadele için geleceğimiz için en iyisini, en güçlüsünü üretelim.

Haydi! İnanalım, mücadele edelim.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız