Doğru yaşayıp doğru ölenlere… – Rojda Bakan (Gaia Dergi)

Son birkaç yıldır yanı başımızda Rojava’da çetin bir mücadele sürüyor. Bu toprakların sahipleri çok uzun değil henüz 2012’de kendi yönetimini oluşturmuş özerk bir yapıya kavuşmuştu. Ortadoğu gibi bir bölgede şeriatçı çetelerin zaten cirit attığı Suriye’de, ABD IŞİD’i ortaya çıkardı. IŞİD denilen terör örgütü “bunlar Müslüman değil” diyerek insanların katlini vacip görüyordu, orada insanlar “kafir” oldukları gerekçesiyle bir kıyımla karşı karşıya kalmışlardı.

Elbette bu halk savunmasız değildi, kendi askeri gücünü, halk desteğini ve güzel günlere inancını arkasına alarak bir tarih yazmaya başladılar. Dünya’nın dört bir yanından büyüyen bir destek vardı Rojava’ya. Türkiyeli devrimcilerin de aralarında yalnızca bir sınır bulunan Rojava halkını ölüme terk etmeye niyeti yoktu. Oraya gidenlerin arasında Hollywood oyuncusundan tutun kimimizin sokakta selam verdiği, kimimizin arkadaşı, sevgilisi kimimizin de hiç tanımadığı ama mücadelesine saygı duyduğu insanlar vardı, hala da var. Yılmaz Güney’in dizeleri geliyor aklıma:

“Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı…” ve “Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.

Yaşamak için mücadele etmek…

Dün hepimizin gördüğü üzücü bir haber üzerine yazıyorum bunları. Yazıyorum çünkü bir insanın ne uğruna canını ortaya koyduğu ve nelerden vazgeçtiği bilinsin istiyorum. Yazıyorum çünkü Ulaş Bayraktaroğlu’nun anısı ön yargılara kurban gitmeden onu anlayalım istiyorum. Türkiye solunun uzaktan bile olsa mutlaka tanıdığı Ulaş Bayraktaroğlu, Rojava halkını ve aslında tüm dünyayı IŞİD karanlığından kurtarabilmek adına can verdi.

Haberleri okuyoruz, IŞİD’in yaptığı katliamları görüyoruz ve hayatlarımızdan endişe duyuyoruz. Türkiye askerini yakarak öldürürken görüyoruz IŞİD’i… Ama Ulaş Bayraktaroğlu, tıpkı Eylem Ataş gibi, tıpkı Aziz Güler gibi bu karanlığın yok edilmesine katkı koymak için, hiç tanımadığı insanlar için, geleceğimiz için canını ortaya koydu. Bunun böyle bilinmesi ve böyle anlatılması gerek.

Türkiye’de verdiği mücadele tarzına dünden beri yapılan eleştirilerin çok yersiz ve zamansız olduğu kanaatindeyim. Bir insanın siyasi tercihi eleştirilebilir ve çok doğaldır ancak ne için nelerle mücadele edip hayatını kaybettiği önceliğimiz olmalı ve anısına saygı gösterilmelidir.

IŞİD’e karşı verdiği yaşam savunmasını ABD silahlarını kullanmaları gerekçesiyle karalayan siyaset tarzı ise tarih karşısında akıntıya kapılıp yok olmaya mahkumdur. Gerçekleri yalnızca kendi dünyamızdan değil her açıdan o günün koşullarıyla değerlendirmek elzem olandır. Aslolan insanların yaşamak için gericilikle mücadele etmesidir. Çünkü şairin dediği gibi:

elbet bir bildiği var bu çocukların

kolay değil öyle genç ölmek

yeşil bir yaprak gibi yüreği

               koparıp ateşe atmak

                               pek öyle kolay değil

hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey

               her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da

                            yalnız bir bahar çiçeklenir

                     a benim gülüm!

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız