“Ulaş’ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler”

Ulaş, eğer bir kuşak tarifi yapılacaksa 88 kuşağının devrimcisiydi. Bu öyle sıradan tarihî bir dönem değildir. Düşünün bir; ülkede 12 Eylül silindir gibi ezmiş devrimcileri. Tam toparlanma belirtileri oluşurken dünya çökmüş üzerimize. Sosyalist olmak dinazor olmakla eş tutulmaya başlanmış. 12 Eylül öncesinin o koca isimli devrimci yapıları tasfiye üstüne tasfiye yaşıyor. Ve böyle bir dönemde devrimci geleneğe bağlanmanın nasıl güçlü bir irade gerektirdiğini düşünün.

Ve yine düşünün ki daha henüz 18 yaşındasın. Yani kapitalist sistemin 18 yaş kuşağını binbir hileyle kendine bağlayabileceği en tehlikeli çağdasın.

Böyle bir dönemde devrimci olmak, devrimci kalmak ve sürekli üstüne koyarak gelişmek sarsılmaz bir irade gerektirir. Ulaş, bu iradeyi ortaya koymayı bildi.

1990’lı yılların tasfiyeci dalgasına direnen Ulaş, Kurtuluş geleneğinin ileri sıçraması ve partileşmesinde önemli bir rol oynadı.

Biz devrimciler birbirimizi tanımadan da iyi tanırız demiştim. Gerçekten böyledir.

Ulaş, 48 yıllık ömrünün her anını devrimci gibi yaşadı ve öyle de öldü. Geriye çok değerli bir birikim bıraktı. Onunla anılacak özdeyişler artık mücadelenin parçasıdır. “Kendim gitmediğim cepheye yoldaşlarımı göndermem” sözü devrimci önderlik anlayışının parçasıdır artık. Bürokrat zihniyetin, öldürücü kariyerizmin reddiyesi bu sözle anılacaktır.

Sadece bu kadar değil. Ulaş, devrimci dayanışma adına da güzel bir miras bıraktı. Dost örgütlere karşı samimi oldu. Eylem birliklerine değer verdi ve pratikleştirme çabası içinde oldu. Bunu anlamak için şehit düştüğü Rojava pratiğine bakmak bile yeterlidir. Ulaş, mensubu olduğu ve komutanlığını yaptığı BÖG (Birleşik Özgürlük Güçleri) ile enternasyonalist dayanışmanın örneğini sergiledi. Emperyalist güçlerin doğurup beslediği ve Ortadoğu’yu kana, karanlığa mahkûm eden IŞİD çetesine karşı komünizmin orak çekiçli bayrağını dalgalandırdı. Ortadoğu’nun ezilen halklarının gerçek dostlarının komünistler olduğunu halkların gönlüne kazıdı.

Ulaş Bayraktaroğlu’nu kaybettik. Gezi’nin barikatlarından düştüğü Rakka coğrafyasına uzanan süreçte binlerce deneyimi yoldaşlarına, dostlarına miras bıraktı. Adanmışlığı, gözü karalığı, ideolojik donanımı ve sınıf kini ardıllarına yol göstermektedir.

Ulaş “İnsan bir kez yaşar, bir kez ölür. Devrimci ikisini de doğru yapabilendir” dedi. Ve dediği gibi de yaptı.

Böyle bir devrimcinin arkasından yas tutulmaz. Kaldırın başlarınızı. Silin gözyaşlarınızı. Bilin ki Ulaş bundan sonra her barikatta, her eylemde, her çatışmada omuzbaşınızdadır.

Uğurlar olsun Ulaş Bayraktaroğlu.

Ulaş Bardakçı’dan aldığın isminin hakkını fazlasıyla verdin. Ulaş’tan Ulaş’a milyonlarca çocuk doğdu ve doğmaya devam edecek. Zafere kadar sürecek bu kavga.

Ve biz kazanacağız…

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız