İsviçre Basel Parlamentosu önünde Rakka da şehit düşen DKP BÖG

komutanı Ulas Bayraktaroğlu şahsında Mayıs ayı şehitleri anma

etkinliği gerçekleşti. Müzik eşliğinde açılan pankartlar ve yakılan

mumlarla birlikte bileşenler HBDH ve kendi flamaları ile birlikte

eylemde yer aldı. Saygı duruşu ve PYD-Basel temsilcisinin

konusmasının ardından İsviçre-HBDH adına yapılan konuşmada

şunlar ifade edildi;

’’MAYIS AYINDA TOPRAĞA DÜŞEN DEVRİM SAVAŞÇILARI

ONURUMUZDUR!

Yoldaşlar,

Rojava’da dinci faşist çetelere karşı savaşırken toprağa düşen, DKP ve

Birleşik Özgürlük Güçleri Komutanı Ulaş Bayraktaroğlu şahsında,

Mayıs ayında toprağa düşen tüm devrim savaşçılarını anmak üzere

toplanmış bulunuyoruz.

Mayıs ayı, Türkiye ve Kürdistan topraklarında sayısız devrim

savaşçısının faşist devlete karşı devrim için, sosyalizm için savaşırken

toprağa düştükleri aydır.

DKP Önderi ve Birleşik Özgürlük Güçleri Komutanı Ulaş Bayraktaroğlu,

Aliboğazı Şehitleri 12’ler, HPG savaşçıları, YJA-Star Askeri Konseyi

üyesi Nalin Muş, Helin Dersim, Haki Karer, Halil Çavgun, Mehmet

Karasungur, Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık, Mahmut Zengin,

Gurbet Aydın, bu yiğit devrim savaşçıları akla ilk gelenlerdir.

 

Yoldaşlar,

Faşist Türk devleti, ordusuyla, özel timleriyle, polisiyle her gün onlarca

insanımızı aramızdan almaktadır. Dün olduğu gibi bu gün de

katliamlarına devam ediyor. Geçmişteki cinayet şebekelerine bugün,

İŞİD, El Nusra gibi dinci faşist katil sürülerini de ekleyerek

halklarımızın üzerine gelmekte, toplu katliamlar yapmakta, cinayetler

işlemekte.

Faşist Türk devletinin ve dinci faşist iktidarının katliam ve

cinayetlerdeki başlıca amacı Türkiye ve Kürdistan devrimini ezmek,

ortadan kaldırmaktır.

Türkiye’deki dinci faşist iktidarın İŞİD gibi katil sürüleriyle işbirliğini

bilmeyen duymayan kalmamıştır. “Kobane düştü düşecek” diye sevinç

naraları atarken bu iktidarın, bu çetenin başı Erdoğan İŞİD’le işbirliğini

birinci elden itiraf etmiş oldu.

Faşist Türk devleti ve dinci faşist iktidar bu katliam ve cinayetlerinde

yalnız değil. Başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin gizli/açık

desteğini arkasında görmeseydi bunların hiç birine girişme cesareti

bulamazdı. Ama emperyalist devletler faşist TC’nin Kürdistanda, Cizre

ve Muş Varto da kadın devrim savaşçılarımızı işkençe ile öldürüp

çıplak bedenini medyada yayınlarken, insanlarımız Cizre’de,

Nusaybin’de, Sur’da canlı canlı yakılır ve gömülürken bu sözümüzona

insan hakları savunucuları en ufak bir ses bile çıkarmadılar. Aksine

desteklerini gizli biçimlerle sürdürdüler. Almanya Başbakanı Merkel’in

her seçim öncesi Erdoğan denen çete başına desteğini yinelemek üzere

Türkiye’ye gitmesinin anlamı budur.

Çünkü, bunlar da en az faşist Türk devleti kadar birleşik devrimimizin

zaferinden, Türkiye’nin sosyalizmin kollarına düşmesinden

korkuyorlar.

Ama korkunun ecele faydası yok. Deniz’lerden, Mahir’lerden,

İbo’lardan bu yana kırkbeş yıldır burjuva sınıfa, onun egemenliğine,

faşist devlete, faşist çetelere karşı dişe diş bir savaş yürütülüyor.

Dünya sermayesinin askeri, politik, mali desteğini arkasına almasına

rağmen, faşist Türk devleti, birleşik devrimimizi, devrimin güçlerini

yenemedi, bu topraklardan söküp alamadı; alamayacakta.

Bunun en büyük kanıtı, devrimin zaferi için gözünü kırpmadan ölüme

giden devrim savaşçılarıdır. Ne idamları, ne katliamları, ne işkenceleri,

ne canlı canlı yakmalar halklarımızın gözünü korkutabildi. Aksine her

katliamdan, her cinayetten sonra devrim ateşi daha da yayıldı, daha da

kavurucu bir güce ulaştı.

İşte Rojava’da, Kürdistan’da Türkiye’de toprağa düşenlerimiz; işte bu

topraklarda canını feda etmeye hazır on binlerce insanımız. Şairin

dediği gibi “Halkız biz, Yeniden doğarız ölümlerde” ve her ölümden

sonra yeniden doğduk, çoğaldık, Denizlere akan nehirler olduk.

 

Yoldaşlar,

Bugün hala ayaktaysak, bugün hala devrim bayrağını yükseklerde

dalgalandırıyorsak bunu toprağa düşen devrim savaşçılarına

borçluyuz. O yiğit devrim savaşçıları ki, idam sehpasında bayrak gibi

dalgalanmasını bildiler, o yiğit devrim savaşçıları ki, işkencede

devrimin türküsünü söylemeye devam ettiler, O yiğit devrim

savaşçıları ki, ölümün üstüne üstüne yürüdüler. Onların bizlere

bıraktıkları mücadele bayrağını dalgalandırmak, onların bizlere

devlettiği mirası yaşatmak, geliştirmek, zafere taşımak boynumuzun

borcudur ve bunu mutlaka başaracağız.

 

Şehit Namirin !

Devrim Savaşçıları Ölümsüzdür !

Faşizmi Yeneceğiz Halklarımız Kazanacak!’’

Ayrıca Kobane direnişi içinde baştan sona yer alan Birleşik

Özgürlük Güçleri savaşçılarından 25 Mayıs 2015 de Bedrettin

Akdeniz ve 2 Haziran 2015 de ölümsüzleşen Mahir Arpaçay ile

ilgili BÖG imzalı bildiriler dağıtıldı.

Konuşmaların ardından atılan sloganlarla birlikte anma sona erdi.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız