Egemenler, kendilerinden olmayanlar ile savaşımını, iktidarlarının devamlılığı için kesintisiz bir biçimde sürdürmek durumundadır. İdeoloji, baskı, zor, şiddet aygıtları egemenlerin varlık koşullarıdır. Bu koşulları kabul etmemek, egemenlerin verdiği serbestlikleri özgürlük olarak görmemek, temel hak ve özgürlükleri için direniş gerçekleştirmek kendisine yabancılaşmayan, toplumsal özne olan her bireyin sorumluluğudur. Nuriye ve Semih bu direnişi gerçekleştirerek, faşizme karşı direnişin boş sözler söylemekten değil, eylemi örgütlemekten geçtiğini en açık şekliyle bizlere göstermektedirler.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça siyasal sürecin toplumsal koşullar üzerinde oluşturduğu tecriti ve bunun yansıması olarak fabrikaların, sokakların, üniversitelerin kısacası tüm yaşam alanlarının yarı açık cezaevine dönüşmesini, beraberinde milletvekillerine, akademisyenlere, öğrencilere yönelik gerçekleşen operasyonları, tutuklamaları protesto etmek için gerçekleştirdikleri eylemsellikler sonucunda OHAL kararnamesi ile birlikte mesleklerinden ihraç edildiler. Bu uygulamayı kabul etmediler ve işlerine geri dönmek için direnişe başladılar. 323 gündür eylemde, 202 gündür açlık grevinde olan Nuriye ve Semih in direnişi, ezilenleri, işçi sınıfını AKP-IŞİD faşizmine karşı seferber etmenin eylemsel zeminini oluşturmaktadır. Eğer taleplerinin kabulü gerçekleşmezse açlık grevlerinin nasıl sonuçlanacağını biliyoruz. Bugün Nuriye ve Semih in 202 gündür zayıflayan bedenleri, iktidarın hegemonyasıdır. Teslim alamadıkları irade karşısında güçlenen daima işçi sınıfı ve ezilenlerin direniş gücüdür.
AKP-IŞİD faşizmi bu direniş gücünü bölmek üzere Nuriye ve Semih’i açlık grevlerinin 76. gününde düzenledikleri operasyonla göz altına almış, Nuriye ve Semih çıkarıldıkları mahkemede tutuklanmıştı. Düşman, cezaevlerini yıllarca devrimcilerin iradelerini teslim alacağı, toplumla ilişkisini fiziki olarak keserek yalnızlaşacağı yer olarak görse de, her dönem cezaevlerinden yükselen direnişler durumun hiçte böyle olmadığını her defasında ortaya koymuştur. Yoldaşlarımız kendilerine yönelik her saldırıyı direnişle püskürtmüşlerdir. Nuriye ve Semih zorlaşan koşullarda dahi geri adım atmayarak direnişlerini bugüne değin sürdürmüşlerdir. Buna karşılık devlet, Nuriye ve Semih’in alanlardaki söz hakkına saldırmıştır.
Yasalar iktidarın sürdürülmesi konusunda eksik kaldığında faşizm halka karşı yasadışı tüm baskı ve zor yöntemlerini kullanır. Nuriye ve Semih 14 Eylül 2017 tarihinde çıkarılmaları gereken mahkemeye dış etkenler gerekçe gösterilerek getirilmediler ve kendilerini ifade hakları ellerinden alındı. Dün Nuriye’ye gece saatlerinde yeniden müdahale edilerek yoğun bakıma kaldırıldı. Yapılmak istenenin yarın gerçekleşecek olan mahkemeye çıkmasını engellemek olduğu açıktır. Nuriye ve Semih’ e yönelik koşulların bu denli sertleşmesi, üzerilerine uygulanan ağır tecrit; iktidarın bu direnişin başka toplumsal alanlarda da karşılık bularak kendilerine yönelecek olduğunun bilincidir.Nuriye ve Semih’e yönelik gerçekleşen her türlü müdahale her muhalif kesime yapılacakların göstergesidir. Nuriye ve Semih 323 gündür ülkenin gündemidir, çünkü iktidara karşı iki kişinin bu denli güçlü bir direniş ortaya koyuyor olmaları işçi sınıfı ve ezilenlerin umudu olmuştur. Nuriye ve Semih bu ülkenin yeniden Gezi direnişini yaratan “iki ağacı” olabilirler. Ve şimdi herkes, topluma yeniden filiz veren tohumlarına sahip çıkıyor, bu tohumun köklerine sımsıkı tutunması için var güçleriyle çabalamaktadır ve yapmalılar.
Nuriye ve Semih iki beden olarak başladıkları direnişte, binlerce yüreği kendilerine kattılar. Yarın Nuriye ve Semih için mahkeme günü. Verilecek hiçbir karar Nuriye ve Semih’in 323 gündür bizlere anlatmak istediğini ve bu direnişe gerçekleşen saldırıları geride bıraktırmayacaktır. Nuriye ve Semih’in yarın gerçekleşecek olan mahkemesi içinde özgürlük gücü dinamiğini kaybetmeyen herkesin davasıdır.
Bu dava özelinde tüm imkanlarımızı ve enerjimizi AKP-IŞİD faşizmini ortadan kaldırmak için seferber etmeli ve bu hedef doğrultusunda en ufak bir tereddüde yer vermemeliyiz .
Nuriye ve Semih’in kavgası kavgamızdır. Nuriye ve Semih’in direnişini selamlıyoruz.
Nuriye Gülmen’e ve Semih Özakça’ya ÖZGÜRLÜK!

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız