Lozan’dan Cenevre’ye, Cenevre’den Strasburga direniş sürüyor

687

Sömürgeci faşist Türk devletinin Efrîne yönelik işgal girişiminin başlamasıyla birlikte başta Avrupa olmak üzere savaş karşıtları, devrimci kurumlar ve 4 parça Kürt kurumları halkı her gün sokaklarda, yürekleri Efrînle birlikte atıyor. Bu eylemliklerle birlikte Kürt halk önderi A. Öcala’na yönelik komplonun 19. yıl dönümü nedeniyle planlanan Luksemburg, Almanya Mannheim ve İsviçreden Strasburga yürüyüş hazırlığı saldırılar karşısında Avrupa Efrîn Dayanışma Platformu tarafından üç maymunu oynayan BM ve Avrupa ülkelerine karşı Lozan – Cenevre yürüyüşüne çevrilen yürüyüş  beşinci gününde Cenevre’de yapılan mitingle sona erdi.

12 Şubata İsviçre’nin Lozan kentinde başlayan Lozan – Cenevre uzun yürüyüşü 15 Şubat akşam saatlerinde Cenevre Birleşmiş Milletler merkezi önüne vardı. Aralarında birçok ülkeden gelen 200 enternasyonalistin de bulunduğu 1000’ni aşkın uzun yürüyüşçü, hep bir ağızdan birçok dilde attıkları “Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü”, “BM Efrîn’deki katliamları durdur” sloganları ile Cenevreye giriş yaptı. 17 ülkeden 82 örgüt ve kurumun katılımı ve 35 aydın yazar, sanatçı, Akademisyen ve politikacının da içinde yer aldığı  „BM Jenoside sessiz kalma“ şiarıyla 12 Ocakta Lozan da start almıştı. 16 Şubata Cenevre’ye varan yürüyüşçüler burada basın açıklaması ve mitingle eylemi sonlandırarak 17 Şubata Kürt halk önderi A. Öcalana yönelik komplonun 19. yıl dönümünde yapılacak protesto yürüyüş ve mitingine katılmak üzere otobüslerle Strasburga doğru yola cıktı.

Yürüyüşçüler 14 Şubat Almanya’nın NAV-DEM’i PKK ile ilişkilendirerek eylemlerinin yasaklanmasına yönelik aldığı karar, Lozan – Cenevre uzun yürüyüşüne katılan 82 örgüt temsilcisi tarafından yapılan ortak basın açıklaması ile kınandı.

İsviçre’nin Gland kentinde düzenlenen basın açıklamasında ilk olarak konuşan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, Almanya’nın kararına sert tepki gösterdi. Almanya’nın bu kararını kesinlikle tanımayacaklarını ifade eden Koç, “Almanya bu kararla doğrudan Efrîn’e dönük saldırılarda ortak hale gelmiştir. Biz bu kararı asla kabul etmeyeceğiz ve alanlara çıkmaya devam edeceğiz. Almanya bu aldığı kararla Kürtlere karşı işlenen suçların sorumlusu haline gelmiştir. Merkel’de Erdoğan mantığı gibi Efrîn’e sahip çıkılmaması için tüm eylemleri yasaklamıştır. Almanya’da yaşayan 2 milyona yakın Kürt bu kararı tanımayacaktır. Kürtler olarak direnmeye devam edeceğiz ve bu kararı tanımayacağız“ dedi.

Edi Bese Platformu adına yapılan konuşmada ise “Almanya bu kararla Türk devletinin Kürtlere karşı kirli savaşına ortak olmuştur” diyerek, şunlara dikkat çekti: “Almaya aldığı bu kararla, Türk devletinin Efrîn’e dönük geliştirilen işgal saldırı politikasına ortak olmuştur. Bu kararı tanımayacağız ve direnmeye devam edeceğiz“ dendi.

Sözlerine Efrîn’de yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Avrupa Erfin’i Sahiplenme Platformu adına söz alan konuşmacı “Almanya emperyalizmi tanklarla toplarla Efrîn’e saldıranlar şimdi burada Kürtlerin eylemlerini ve renklerini yasaklıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki bizim direnişimiz onurludur. Bu yüzden de bizim direnişimizden korkuyorlar ve direnişime ket vurmaya çalışıyorlar. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Rojava toprakları faşizme mezar, haklara zafer olacak“ dendi.

Kürt siyasetçi Hatip Dicle ise Almanya’nın kararına sert tepki göstererek konuşmasına başladı. Almanya’nın NAV-DEM’e ilişkin aldığı kararı skandal olarak değerlendiren Dicle, bu kararın hem uluslararası hukuka hem de insani hukuka aykırı olduğunun altını çizdi. Kürt hareketinin güvencesinin hiçbir zaman devletler olmadığını vurgulayan Dicle, “Biz müttefiklerimizle birlikte Ortadoğu çapında direnirken devletlerden asla medet ummadık. Biz bu karar hakkında Almanya toplumuna ve halkına güveniyoruz. Bu karara onların karşı çıkacaklarına ve bu direnişte yanımızda olacaklarına inanıyoruz“ dedi.

15 Şubata ise Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Riyad Darar, uzun yürüyüşçüleri selamlayarak, Efrîn’in halklarının dayanışması ile zafere ulaşacağını söyledi. “Biz Araplar, Kürtler ve diğer halklar nasıl DAİŞ’i yenilgiye uğrattıysak sömürgeci Türk devletini de Efrîn’de yenilgiye uğratacağız” diyen Darar şöyle devam etti: “Nasıl ki DAİŞ’e boyun eğmediysek ve onların sonunu getirdiysek, Efrîn’de de halklar olarak direneceğiz ve sömürgeci güçleri yenilgiye uğratacağız” dedi.

Darar’ın ardından söz alan PYD sözcüsü Salih Müslim ise uzun yürüyüşün Efrîn’de direnenlere güç verdiğini söyleyerek konuşmasına başladı.

“Efrîn direnişi, sadece bizim direnişimiz değildir, yüzyıllardır zulme uğrayan halkların direnişidir” Müslim, Efrîn’de hedef alınanın Rojava’da inşa edilen sistem olduğunu söyledi.

Her yerde kaybeden Türk devletinin Efrîn’de son şansını denediğini ifade eden Müslim, Türk devletinin Efrîn’de yenilgiye mahkûm olacağını söyledi. “Biz Efrîn’de sadece Türk devletine karşı savaşmıyoruz” diyen Müslim, “Biz Efrîn’de dünyanın başına bela olan terörizmle savaşıyoruz. Türk devleti Efrîn’de terör yuvası oluşturmaya çalışıyor. Türk devleti daha önce desteklediği DAİŞ ve çeteleri toplayıp Efrîn’e yerleştirmek istiyor. Bu şekilde Efrîn’in demografik yapısını değiştirmek istiyor. Türk devleti bunu başarırsa Efrîn’de kuracağı terör yuvasıyla dünyayı tehdit etmeye başlayacak. Tüm bunlardan kaynaklı bugün sizin burada yaptığınız yürüyüş insanlık değerlerini savunmak anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Efrîn’e yönelik saldırı dünyanın bir meselesi olduğunu söyleyen Müslim, “Sizin uzun yürüyüşünüz bütün insanlığı savunmak anlamına geliyor. Ve biz halklarla birlikte direniyoruz ve kazanacağız” dedi.

16 Şubata BM önünde yapılan basın açıklaması ve miting de yürüyüşçüler adına başta BM olmak üzere uluslararası güçlere harekete geçme çağrısının yapıldığı açıklamada, şunlar ifade edildi:

“Türk devleti Efrîn’de soykırım yaparak, insanlık suçu işlemektedir.

Türk devletinin Efrîn’e dönük işgal saldırıları, dünyanın başına bela olan barbar DAİŞ’i güçlendirerek, bu örgüte yeni alanlar açıyor.

Türk devletinin bu işgal girişimi, uluslararası hukuka göre suç teşkil ediyor. Bundan kaynaklı Türk devletine karşı derhal diplomatik, ekonomik ve askeri ambargo uygulanmalıdır.

Yaşanan savaş ve işgale karşı BM acilen toplanarak, Türkiye devletinin Efrîn’e dönük uyguladığı işgal ve soykırım politikasına karşı tutum almalı ve bu durumu kınamalıdır.

Yeni işgal girişimlerinin yaşanmaması, soykırımların durdurulması ve bölgenin istikrar ve güvenliğini sağlamak için Rojava sınırı boyunca uçuşa yasak bölge olarak ilan edilmelidir.

Efrîn, 7 yıllık Suriye iç savaşı sürecinde en istikrarlı ve demokratik bir bölge olmuştur. Türkiye, Efrîn’de aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu sivillere yönelik gerçekleştirdiği katliamlardan kaynaklı uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

Tüm bu nedenlerden dolayı BM’yi, tüm uluslararası güçleri ve kuruluşları sorumluluk almaya ve göreve davet ediyoruz.

Cenevre Konvansiyonlar garantörü olan İsviçre Federal Hükümeti, Türk devletinin Efrîn’e yönelik soykırımın durması için BM nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.”

Başta PYD sözcüsü Salih Müslim olmak üzere birçok şahsiyet ve enternasyonal katılımcıların yaptığı konuşmalarla miting sona erdi.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız