İlham kaynağımız Kızıldere

285

 

Türkiye devrimci hareketi açısından 30 Mart 1972 Kızıldere direnişi bir dönüm noktasıdır. Geride bıraktığımız 46 yılın ardından bugün güncelliğini koruyan bir eylem pratiğidir Kızıldere. Mahir Çayan ve yoldaşları ölümsüzlüğe yürürken bizlere büyük bir mücadele mirası bıraktılar. O gün Mahir Çayan ve arkadaşlarını katledenler THKP/C’yi ve onu var eden devrimci mücadele pratiğini tarih sahnesinden silmek istediler.

Bugün geriye baktığımızda yürütülen mücadele ve Kızıldere’de şehit düşen devrimcilerin mücadele pratiği bizlere rehber olmaya devam ediyor. Kızıldere’yi anlamak aslında Türkiye devrimine giden yolu anlamak demektir. Devrimci Önder Mahir Çayan “Devrim yolu sarptır ve engebelidir” derken aslında bu yolu tarif etmiştir.

Ülkemizde gelişen 68 gençlik hareketi ilk defa Türkiye Devrimci Hareketinin kabuğunu kırdığı bir süreç olmuştur. Halkla devrimciler arasındaki duvarlar yıkılmış, gençlik üzerinden Türkiye işçi sınıfı ve ezilenler ile devrimci hareket doğrudan ilişki kurmaya başlamıştır. Gençlik hareketi içerisinde ortaya çıkan Fikir Kulüpleri devrimci gençlik hareketinin ilk örgütlenme zemini olmuştur. Sonrasında Fikir Kulüpleri Dev-Genç’e evrilmiştir. Dev-Genç üniversite işgallerinde, işçi grevlerinde, 6. filo protestolarında ve köylü direnişlerinde hep ön saflarda örgütleyici olmuş, onların mücadelesiyle kendi mücadelelerini birleştirmişlerdir.

Gençlik hareketi bütün dünyadaki pratiklerden farklı olarak Türkiye pratiğinde daha radikal bir zeminde gelişmiştir. Bütün dünyada gelişen 68 gençlik hareketi, Türkiye koşullarında Ernesto Che Guvera gibi Latin Amerika’lı devrimcilerin mücadele pratiklerinden ciddi bir şekilde etkilenmiştir. İlk defa Anadolu topraklarında kendi öz gücüne güvenen bir devrimci hareket ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Mahir Çayan ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi örgütlenmesi Dev-Genç içerisinden çıkan ve kendi öz gücüne güvenen devrimci bir örgütlenmedir.

O gün Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesinde temelleri atılan THKP/C Türkiye koşullarında ilk defa kendi sağından medet uman bir sol anlayışından kopuştur. O dönem için Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kurduğu THKO ve İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarının kurduğu TİKKO örgütlenmeleri aynı şekilde dünyada ve ülkemiz soluna hakim olan kendi sağındaki güçlerden medet uman anlayıştan bir kopuştur.

Devrimci mücadele bu örgütlenmeler ile birlikte kitlelerle buluşmuş T.C rejiminin ülkede yürüttüğü anti-komünist propaganda boşa çıkarılmış devrimci hareket Anadolu topraklarındaki işçi ve emekçilerle kopmaz bağlarla ilişki kurmuştur. Bu açıdan Kızıldere direnişi o günden bugüne Türkiye ve Kürdistan topraklarında devrimcilik yapma iddiasında olan herkesi etkilemiş görkemli bir direniştir. Mahir Çayan ve arkadaşlarının mücadele pratiği kararlılığı “biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik” sözleri ülkemiz işçi sınıfının ve ezilen haklarının hafızasına kazınmıştır.

Mahir Çayan, Kızıldere’ye giden süreçte adım adım üniversite öğrenci hareketi içerisindeki muhalif bir duruştan halkı ve idealleri için ölümü göze alan bir devrimci öndere dönüşmüştür. Bugün Türkiye solunun bir çok farklı rengi Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya gibi devrimcilerin anmasını yapmakta onların anısına sahip çıkmaktadır. Ancak iyi bilinmelidir ki bugün bu devrimci önderlere sahip çıkmak aynı zamanda onların mücadele pratiklerine sahip çıkmak anlamına gelmektedir. Dolaysıyla bugün onların anısına en doğru temelde sahip çıkanlar AKP faşizmine karşı Türkiye ve Kürdistan topraklarında savaşan devrimcilerdir.

30 Mart 1972 tarihinde Türk ordusu tarafından oldukça eşitsiz koşullarda kerpiç evde kuşatılan THKP-C ve THKO savaşçılarından On’lar saatlerce süren bir direnişin ardından şehit oldular. Orada bulunan devrimciler idam kararları verilmiş olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek için Ünye’deki Radar üssünden rehin alınan İngiliz teknisyenlerle idamı engellemek istediler. Bu yönüyle Kızıldere eylemi aynı zamanda bir devrimci dayanışma eylemidir. THKP-C ve THKO savaşçılarının ortak eylemi olarak tarihe geçen bu rehine eylemi Deniz’lerin idamını engellemek için gerçekleştirilmiş bir devrimci eylemdir aynı zamanda. Bu yönüyle 68 kuşağının devrimci samimiyetinin ve siper yoldaşlığının da en üst seviyedeki mücadele pratiklerinden biridir.

Mahir Çayan geride bıraktığımız 46 yıl boyunca oligarşik iktidarın ve bugün onun devamcısı olan faşist AKP rejiminin hep korktuğu ve çekindiği bir isim olmuştur. Zira onun mücadele pratiği her zaman faşizmin korkulu rüyası olmuştur. Daha önce Filistin halkıyla dayanışma için İsrail Büyük Elçisi Elrom’un cezalandırılması eylemi başta olmak üzere bir çok eylemde Mahir Çayan’ın devrimci pratiği faşizmin haklı korkusunun nedeni olmuştur. Sonrasında Filistin ve Lübnan topraklarına giden Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimciler oraya gittiklerinde Filistin’li devrimcilerle karşılatıklarında bu dayanışma eyleminin hafızalara kazındığını görmüşlerdir.

Bugün Türkiye ve Kürdistan topraklarında devrimcilik iddiasında olan herkes için Mahir Çayan’ın mücadele pratiği ilham kaynağı olmuştur. Onun üniversite anfilerinde ve toplantı salonlarında yaptığı konuşmalar bugün Türkiye ve Kürdistan topraklarında devrimcilik yapan bir çok yoldaş açısından öğretici olmuştur. Mahir Çayan yoldaşın eyleminin yanında yazdıkları da Türkiye’li ve Kürdistan’lı bir çok devrimci açısından mücadele de rehber olmuştur. Onun özellikle Kesintisiz 2-3 adlı eserlerinde anlattığı dünya görüşleri gün gün silahlı mücadele yürüten bir çok Türkiyeli ve Kürdistan’lı devrimcinin ufkunu açmış onlara ilham kaynağı olmuştur.

Mahir Çayan o günün koşullarında ülkede var olan sınırlı Marksizm-Leninizm birikimine rağmen elinden geldiğince dünyayı ve ülkeyi açıklamaya çalışmış Türkiye devrimine giden yola dair önemli tespitlerde bulunmuştur. Onun silahlı mücadele ve Türkiye koşullarında hayata nasıl uygulanacağına dair değerlendirmeleri ülkenin “somut durumunun somut tahlili” anlamı taşıması açısından oldukça önemlidir. Elbette o gün yapılan değerlendirmelerin hepsinin bu günü açıkladığını söylemek çok doğru değildir. Ancak her şeyden önce Türkiye devriminin izleyeceği yola dair şabloncu olmayan bir zeminde özgün bir arayış olması açısından oldukça değerli bir yerde durmaktadır.

Mahir Çayan’ın yürüttüğü devrimci mücadele pratiği ve Kızıldere direnişi ile ölümsüzleşen hatırası bugün Halkların Birleşik Devrim Hareketi içerisinde bulunan Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimcilerin mücadele pratiği içerisinde yaşamaya devam etmektedir. Bugün Kürdistan dağlarında yürütülen gerilla mücadelesinde, Rojava devriminde AKP-IŞİD faşizmine karşı verilen mücadele de, Afrin’de faşizme karşı yürütülen görkemli direnişte, Gezi direnişi sırasında Taksim meydanında kurulan barikatlar da Mahir Çayan’ın mücadele pratiğinden ilham alan ve onun takipçisi olan Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimcilerin ortak eylemidir.

Bu açıdan Kızıldere bir nostalji olarak hatırlanacak bir anı değildir. Bu gün için güncelliğini koruyan bir devrimci eylemdir. O günden bu güne Kızıldere’de ölümsüzleşen devrimcilerin mücadele pratiğine yakınlığımız ya da uzaklığımız aslında devrimci mücadeleye ne kadar yakın olduğumuzu göstermektedir. Bu gün bizler Halkların Birleşik Devrim Hareketi içerisinde olan Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimciler Kızıldere savaşçılarının anısına sonuna kadar bağlı olduğumuzu net bir şekilde ifade ediyoruz.

Güncel görevimiz Mahir Çayan ve arkadaşlarının başlattığı mücadeleyi zafere taşımak Erdoğan faşizmini yenerek Türkiye devrimini zafere taşımaktır. Kızıldere savaşçılarının mücadele hatıralarına sahip çıkarak bugün onlardan aldığımız bayrağı en yüksekte tutarak Türkiye devrimini ileriye taşımak bizlere düşen en önemli sorumluluktur.

Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halkları örgütlemek ve faşizme karşı mücadelede onları örgütlemek temel bir görevimizdir. Kızıldere direnişinden bugüne ezen ve ezilen arasındaki savaş devam etmektedir. Dün Mahir Çayan ve arkadaşlarını katledenler Gezi direnişinde, cezaevlerinde, Kürdistan dağlarında ve Öz yönetim direnişlerinde Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimcileri katledenlerdir. Bugün Afrin’de devam eden savaşta Mahir Çayan’ın açtığı yoldan yürüyen Türkiye’li ve Kürdistan’lı devrimciler destansı bir direniş yazmaktadırlar. Tıpkı bundan 46 yıl önce Kızıldere direnişçilerin yaptığı gibi. Bütün teknik eşitsizliğe, bütün dünya emperyalist güçlerinin sessizliğine rağmen irade ve kararlılıkla faşizmin saldırıları karşısında çağımızın Kızıldere destanı yazılmaktadır.

Dünya’da ve bölgemizde sınıf savaşı devam etmektedir. Ezen ve ezilen arasındaki savaş devam etmektedir. Kızıldere direnişi de ezen ve ezilen arasındaki savaşın cereyan ettiği bir tarihsel andır.

İşçi sınıfı ve ezilenlerle faşizm arasındaki çelişkilerin derinleştiği bir tarihsel dönem içerisindeyiz. Faşizmin kendi düşüncesi dışında hiç bir düşünceye hiç bir muhalif sese tahammülü yoktur. Bugün faşizm Afrin’e karşı yürüttüğü işgal hareketi karşısında ülkede hiç bir muhalif sese izin vermemektedir. İşçi sınıfı üzerindeki sömürü politikaları derinleşmekte, ülkede uygulanan ekonomi politikalarıyla zenginler daha fazla zenginleşmekte yoksullar da daha fazla yoksullaşmaktadır. Faşist rejimin kurduğu erkek egemen sistem kadınlar üzerindeki baskıları daha da artırmakta her geçen gün yeni bir kadın cinayeti yaşanmaktadır. Kürt halkının siyasi iradesi yok sayılmakta, milletvekilleri tutuklanmış, belediyelerine el konulmuş ve şehirleri yıkılmış durumdadır. Faşizm her türlü zor politikasını uygulayarak ülkeyi adeta halklar hapishanesi haline getirmiş durumdadır. İfade özgürlüğünün ayaklar altına alındığı ülkede insanlar faşizme muhalif sosyal medya paylaşımları yaptığı için tutuklanabilmektedir. Cezaevlerinde devrimci ve yurtsever tutsaklara tek tip kıyafet dayatılmaktadır.

Tükiye işçi sınıfı ve emekçilerin sömürüsü her geçen gün biraz daha fazla artarken faşizm halkı kendi kirli savaşına yedeklemeye çalışmaktadır. Ülkede oynanan“zeytin dalı” tiyatrosuyla haksız savaşa destek sağlamaya çalışmaktadır. İşçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin geleceğinden çalınan emekleri faşizmin savaş makinasına yedeklenmektedir. Afrin’de ve Kürdistan’da faşizmin sıktığı her mermi işçi ve emekçilerin alınterinin çalınmasıdır. Kim bu savaşı destekliyorsa faşizmin karanlık iktidarını desteklemektedir.

Bugün faşizme karşı Mahirlerin açtığı yoldan yürüyen Türkiye’li devrimcilerin tarihsel sorumluluğu daha da artmaktadır. Kızıldere direnişlerinin takipçilerinin devrimci görevi faşizme karşı savaşı büyütmek işçi sınıfı ve emekçilerin özgürlüğü için faşizme karşı savaşmaktır. Bizler bu gün Mahir Çayan ve yoldaşların anılarına sahip çıkıyoruz. Onların mücadelesini bu güne taşıyarak işçi sınıfına Kürt halkına ve ezilenlere zulmeden faşist Erdoğan rejimini yıkmak ve Türkiye devrimini gerçekleştirmektir.

Partimiz, Devrimci Komünarlar Partisi Kızıldere direnişçilerinin devrimci eylemini kendisine rehber edinmektedir. Ülkemiz koşullarında faşizme karşı en kararlı şekilde mücadele etmenin ve savaşı yükseltme konusunda Mahir Çayan ve yoldaşlarının pratiğini örnek almaktadır. Onların açtığı yoldan yürümekte ve onların ideallerini hayata geçirmekte kararlıdır.

Bugün Rojava’da Kürt halkının yanındaki enternasyonalist dayanışma pratiğimizde, Kürdistan dağlarında gerilla pratiğimizde ve Türkiye metropollerindeki özgürlük mücadelemizde Kızıldere direnişçileri bizlere ilham vermektedir.

Önder yoldaşımız şehit Mehmet yoldaş- Ulaş Bayraktaroğlu başta olmak üzere partimizin öncülüğünde savaşarak şehit olan Birleşik Özgürlük Güçleri savaşçılarının hepsi Mahir Çayan ve yoldaşlarının Kızıldere direnişinden ilham almıştır. Bu günkü savaş pratiğimiz ve güncel mücadelemiz onların mücadelesinin güncellenmesidir.

46 yıllık mücadele tarihi içinde Mahir Çayan ve yoldaşlarını katleden katiller o günden bu güne tarihte hiç bir iz bırakmamışlardır. Ancak Mahir Çayan ve yoldaşları bu ülkede devrimcilik yapma iddiasında bulunan herkes tarafından saygıyla anılmaktadır. Bizlerde onu bir kez daha saygıyla anıyoruz. Onların mücadelesine sahip çıkmanın en doğru yolu faşizme karşı savaşı büyütmek Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halklarını faşizme karşı örgütlemektir.

İşçi-emekçi, Kürt, Türk, Kadın ve genç bütün ezilenlere sözümüz zafere kadar sonuna kadar savaşı büyütmek. Kızıldere direnişçilerinden devraldığımız bayrağı devrime kadar başarıyla taşımaktır.

Türkiye metropollerinde ve Türk halkı içerisinde faşizme karşı direnişi örgütlemek Mahir Çayan yoldaşdan aldığımız mirası zafere taşıyarak Türkiye devrimini gerçekleştirmek olacaktır.

Tekin Yoldaş’a ait olan bu yazı Hezen Parastina Gele dergisinden alınmıştır.

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız