‘KİMSE HÜZÜNLÜ OLMASIN’, Mücadele Onların Fedai ruhuyla Sürüyor

268

„… Her toplumsal çağın, Helvetiu’un dediği gibi kendi büyük adamlarına gereksinmesi vardır ve eğer onlar bulmazsa kendi yaratır, icat eder…“ Marks

Türkiye devrimci hareketinin üzerine çöreklenen, reformist, revizyonist, kitlelerden kopuk kastlaşmış yapıdan 71 devrimci kopuşu, Mahirler, İbo’lar, Deniz’lerin çıkışı, yönelimleri toplum için böylesine büyük bir adimdi, yeni öncüleriydi. Sosyalizm ve gelecek umudunu diri tutan, yeni ufuklar açan muazzam bir devrimci çıkış pratiğiydi.

Onların bu yönelim ve çıkışı züllümümün uygulayıcılarına korkulu rüyalar yaşatmış, halklar açısında ise umudun, başkaldırının, meşalesi olmuştur. Bugünde saldırı, katliyim soykırıma, faşist savaşa karşı ezilenlerin öfkesi olarak meşale olmaya, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

İşte bunun içindir ki 71 devrimci ruhu ve cüretti bugün devrimciliğin yeniden ayağa kaldırılmasında temel kaldıraç olmaya devam ediyor. Ancak yaşanan yenilgi ve geriye düşüler karşısında bu ruh ve perspektif her defasında yeniden ayağa kalkmanın yol göstericisi olmaya devam etti. Tüm sinmişlik ve geriye düşüşlere rağmen bu kez ayni ruh ve perspektifle ülkede ve İstanbul semahlarında komutan Orhan Yılmazayanın cüretkâr çıkışı ve düşman karşısındaki devrimci duruşuyla beleklere kazınıyordu. Bu kez toplumun on acıcısı öncüsü Orhan Yılmazkaya tarih sahnesindeki yarını alıyordu.

27 Nisan da Orhan Yılmazkaya şahsında yok edilmek istenen, unutulan bu ruh ve devrimci duruş kendisini hatırlatıyordu. Faşizm karşısında nasıl durulması, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini ve yönelimini direnişin yolunu gösteriyordu. Çünkü bu mücadele eşitlik özgürlük mücadelesiyse, faşizmin ve kapitalizmin azgın saldırı ve sömürüsü karşısında onun iktidarını alaşağı edip yerine hakların eşit, özgür yaşamını koymaksa, onun bu sitemini parçalamak, yok edip yerine hakların iktidarını kurmaktır. “Her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur” sözü, devrim mücadelesinde iktidar kavramının ele alınış biçimini çok özlü bir şekilde ortaya koyar. Bu mücadeleyi sürdürenler pratikte konumlanışlarıyla bu konudaki duruşlarını, ciddiyetlerini ortaya koyarlar. İşte Orhan Yılmazkayanın yaşam ve pratiği de ‘geçmişten geleceğe’ kopmaz bağın bir devamcısı olarak bu konumlamanın adi oludu.

Toplumsal mücadelenin öncüsü olan, halkların özgürlük kavgasının yürütücüleri her şeyi devrim odaklı düşünmek, devrimci gibi yaşamak, devrimci gibi mücadele etmek durumundadır, bunu başardığı noktada aşamayacağımız engel, çözemeyeceği sorunda yoktur.

Çok iyi biliyoruz ki bizim mücadele ettiğimiz düşman namert, kalleş ve korkak, hiçbir değer yargısına sahip değil. İtibarsızlaştırmak, tecrit etmek için her türlü yalana, demagojiye, komploya başvurmakta geri kalmaz. Önemli olan devrimciyim, devrimden yanayım diyenlerin bunun karşısında ki uyanıklıkları ve onun bu oyunlarını boşa çıkarmak, gerçeklerin karartılmasının önünde set olmayı becermektir. Orhan yoldaşın şanlı direnişi ve yeniden başkaldırı çağrısı da bu yaklaşımla düşman tarafında boğulmaya yok edilemeye çalışıldı. Üzücü, can yakıcı ama ne yazık ki kendisine devrimci diyen bazı çevrelerde bu oyna, politikaya ortak olmaktan geri kalmadılar. Bu nedenledir ki bir yeni 27 Nisan yıldönümünde tüm bunları unutmadan gerekli dersleri çıkarmak önemlidir. Yürüttüğümüz devrim mücadelesi ve bugün içinde geçtiğimiz zorlu koşullarda geçmişte dersler çıkarıp öyle yürümek anlamlı ve önemlidir.

71 den günümüze çok ağır badeler ödedik, halede ödüyoruz, ama o günden bugüne halklarının direnme hakkını, kurtuluş umudunu yok etmeyi amaçlayan emperyalizm ve faşizmin politikalarına teslim olmadık. En zor ve amansız anlarda her defasında yeni öncüler yeni çığır acıcılar hep çıkardı bu topraklar.

71 den 27 Nisan, 27 Nisandan dörtlerimiz Dar Azza şehitleri, ayni ruh ayni karalık ve fedakarlıkla bunu yaşattılar ve gidilmesi gerekken yolu tekrara tekrar bizlere gösterdiler, gösteriyorlar. Bunun içindir ki “Namlusunun sesini, özgür yaşamın çağrısına dönüştürenler”i unutmayacağız, onlar yolumuzun meşalesi olarak her zaman onumuzu aydınlatacaklardır…

27 Nisan 2009 da Orhan Yılmazkaya’nın destansı direnişiyle yarattığı gelenek 2017 Nisan’nın da Dar Azza’da dörtler İdil Güler, Zahide Rosa Suk, Cömert Nazıf Efe ve Cihan Efe yoldaşlarla destansı direniş bayrağı daha da yükseklere taşındı. Onlar bunun en özlü ifadesiyle bu duruşu ortaya koyanlarımızdan oldular…

Her “bitirdik, sonlarını getirdik” dediklerinde yeni öncüler çıktı. Kızıldere’den yakılan ışık Orhan Yılmazkaya ile (2009 yılında) Bostancı’da alevleşti. 2017 Nisan’ında Dar Azza şehitlerimiz bu alevi bir meşaleye dönüştürdüler.

Onları andığımız bugünlerde, sadece anmak değil onların fedai kuşak ruhunu kuşanmak, onların yürüdüğü yoldan zafere kilitlenmektir.

Şemdin Şimşir

26 Nisan 2018

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız