KBDH: Emeğimiz, özgürlüğümüz, eşitliğimiz için faşizmin saldırılarına karşı ateş taşıyıcı olup meydalara akalım

619

“Artık daha fazla çocuk doğurmayacağız işçi askerlerimize Bizde işçi askerleriz Artık yalnızca halk kahramanlarının karısı olmayacağız Bizde halk kahramanlarıyız Ve modası geçmiş zamanların kaleleri paramparça olurken Ve işçilerin gücü gururla yükselirken yurdumuzda, Artık mezarlara girmeyeceğiz, dualar okuyup ağlayarak ölülerimize. Bizde en ön safların neferleri olacağız”

30 Nisan 2018

Kadınların Birleşik Devrim Hareketi

İşçi, emekçi,Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Hemşin, Süryani, Ermeni,Terekeme, Romen, Arap, Sünni, Alevi, Êzidi, tüm ulus, mezhep ve inançtan, genç, yaşlı her yaştan kadın ve LGBTİ nin emeğin ve özgürlüğün, mücadele günü 1 mayıs kutlu olsun.

Emperyalist savaş ve işgallerle, sömürü arasındaki ilişki giderek daha evrensel bir karakter kazanıyor. Türkiye dahil kapitalizmin merkezi olan tüm ülkelerde işsizlik, açlık artmakta, bütçe harcamalarının en büyük payını savaş harcamaları almakta, emekçilere yoksulluk, göç, sosyal hakların tırpanlanması, çalışma koşullarının ağırlaştırılması, ücretlerin reel olarak düşmesi olarak yansıyor. Sermayenin cinsiyetçi karakteri nedeniyle kadınların payına iki kat daha fazlası düşüyor.

Bu nedenle, emperyalist, işgalci savaşa ve sömürüye, cinsiyetçi politikalara karşı mücadelenin evrensel boyutu önem kazanıyor, 1 Mayıs’ın enternasyonal karakteri belirginleşiyor. Emperyalist savaşlara, cinsiyetçi sömürü politikalarına karşı halkların kardeşliği, kadınların ortak mücadelesi ve sömürülenlerin mücadele birliği her yerde geliştirilmeyi bekliyor.

AKP/MHP ittifakı ile baskı politikaları hayata geçirilirken kadına dört duvar arası yaşam dayatılıyor. Toplumsal cinsiyetçi roller güçlendirilip kadının ev içindeki emeği yok sayılıyor. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile işten atılan kadınlar güvencesizlik kıskacına alınırken, doğrudan üretimin içindeki kadınlar ise ucuz iş gücü olarak sömürülüyor. Toplumsal cinsiyetçi politikalarla mesleki alanlar kadına daraltılıyor. İş yaşamındaki ırkçı, cinsiyetçi uygulamalar, mobbing ve taciz yasaları ile kadınlar kuşatılıyor. Merdiven altı üretimle her türlü güvenceden yoksun, esnek çalışma koşulları ve ucuz sömürü dayatılıyor. Mevsimlik tarım işçiliği ucuz iş gücü olarak kadın ve çocuk emeğiyle geliştiriliyorken; sektörde çalışan Kürt kadınlara, ırkçı, milliyetçi politikalarla ayrımcılık dayatılıyor. Hizmet sektöründe kadın emeği alabildiğine yaygınlaşırken güvenceden yoksun çalışma koşulları nedeniyle yaşanan iş cinayetlerinde hayatlarını kaybeden kadınlar resmi kayıtlara bile geçmiyor. Kayıt dışı çalışan onbinlerce kadına AKP nin fırsatçı, Suriye politikalarıyla binlerce kadın eklendi. Suriye iç savaşından kaçıp gelen göçmen kadının emeği hem ucuz iş gücü olarak sermayeye peşkeş çekiliyor, hem de bedenleri para karşılığı satılıyor.

Kapitalistler, kadın emeği üzerinden zenginleşirken, kadınlar yoksulluk kıskacında sıkışıp kalıyor. Kadın emeğikayıt altına bile alınmazken savaşın ekonomik faturası, yoksulluğun acımasızlığı, zam-vergi soygununun yükü omuzlarına kat be kat daha fazla yükleniyor.

Kadınlar faşizme, kapitalizme karşı buzkıran oluyor!

Kadınlar, Ortadoğu’dan, Avrupa’ya, Mezopotamya’dan, Asya’ya ve Latin Amerika’ya kadar dünyanın farklı coğrafyalarında kapitalizmin cinsiyetçi, sömürü politikalarına karşı sokakları terk etmiyor. Eskisi gibi yaşamak ve yönetilmek istemediğini haykırıyor.

Büyük özgürlük zamanlarından geçiyoruz.

Kadınlar Mezopotamya’da, Rojava’da, Türkiye’de yeniden oluş ve doğuş mücadelesi veriyor: Türkiye’de,Kuzey Kürdistan’da kadınlar AKP rejimine, erkek egemen kapitalist sisteme karşı sokakta, evde yaşam hakkının gaspına, fabrikada, atölyede, tarlada, emeğinin azgınca sömürüsüne karşı, KHK’ye, OHAL’e, doğanın, toprağın, suyun kapitalist karlar için talan edilmesine karşı direniyor. Direniş, yıkıcı, sarsıcı nitelik kazanarak daha büyük ayaklanmalar için mayalanıyor. Sömürgeci AKP rejiminin saldırılarına karşı kadınlar buz kıran rolü oynuyorlar.

Direnen kadınlar birbirinden öğreniyor, öğrendikçe güçleniyor: Êfrin direnişi Kürt halkı arasında ulusal birlik duygularının gelişimini sağladığı gibi, ezilen halklara direnme cesareti ve gücü aşıladı. Efrin’li kadınların direnişi de; kadın dayanışmasını, savaş iradesini güçlendirerek kapitalizme karşı mücadele ortaklığının büyümesinde ışık oldu. Türkiye’den, Kürdistana, Ortadoğudan, Avrupa’ya ve Latin Amerika’ya kadar kapitalizmin cinsiyetçi sömürü politikalarına ve Êfrin’in işgaline karşı kadınlar 8 mart meydanlarını kuşatarak kadın iradesini gösterdiler. Dünya ezilen kadınları, dayanışmayı, kadın greviyle taçlandırarak, erkek egemen cinsiyetçi sisteme karşı öfkeyi büyüttü. Kadınların yayılarak büyüyen, yükselen yıkıcı öfkesi gücünü; tarihin derinliklerinden gelen Newyorklu dokuma işçisi kadınlardan, Paris komün barikatlarından, Sovyet devriminin öncü kıvılcımını tutuşturan tekstil işçisi kadınlardan, gezinin barikatlarından, Rojava kadın devriminden alıyor. Tüm dünyada kadınların eyleminin sesi ahenk içinde devrim marşları çalan bir orkestranın uyumundadır şimdi.

  1. yüzyıl kadın devrimlerinin yüzyılı olacak!

Her büyük özgürlük eyleminde olduğu gibi emeksiz, bedelsiz hiç bir şeyi kazanmanın mümkün olmadığı bu çürümüş kapitalist erkek egemen sistemde, kadınlar payına düşeni ödeyerek adlarını tarihe kaydediyor. Direnen kadınlar, dün olduğu gibi bugün de geleceğin umutlu yanını simgeliyor. Umudumuzu, öfkemizle harmanlıyor, mücadele ve savaş gücümüzle biliyoruz.

Emeğimizi özgürleştirmek ve sömürü çarkının dişlilerini geri çevirmek bizim ellerimizde. Emeğin, özgürlüğün ve eşitliğin hakim olduğu bir dünyayı sadece işçi ve emekçi erkeklerin elleri değil kadın elleri de yaratacak. Şimdi kapitalizmin insanı çürüten, kadını metalaştıran ve kadın emeğini değersizleştiren kirini pasını yok etmek için ellerimizi 1 Mayıs alanlarında birleştirme zamanı. Bizi eve hapsedenlere karşı dünyayı istemek için meydanlarda, gücümüzü birleştirmeliyiz. 8 Martlarda, Newrozlarda perçinlenen kadın iradesini şimdi 1 mayıs kadın- erkek işçi-emekçinin mücadele gününde buluşturmaktır görevimiz.

OHAL’e, KHK’lere, sömürüye, işgalci, yayılmacı politikalara karşı binler olup meydanları kuşatalım. AKP faşist rejimi ve erkek egemen kapitalist sistemin, kadını ev içine hapseden politikalarına, ev içindeki emeğin sömürüsüne, doğrudan üretim ilişkileri içinde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmasına, esnek, yarı zamanlı, güvencesiz ve sendikasız çalışma koşulları ile kadın ve çocuk emeğinin sömürüsüne, tacize, mobbinge ve ayrımcılık ile her türlü şiddete karşı 1 Mayıs’ta alanlarda olalım.

İşçi cinayetlerine, sendikal örgütlülüğe dönük saldırılara, özelleştirmelere, taşeron çalıştırmaya karşı göçmen işçilerin kölece çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için 1 Mayıs’ta alanlarda sesimizi, öfkemizi gücümüzle birleştirelim.

Çerkezköy’ de fabrika işgalini yapan işçi kadının gücünü, yaşam hakkı için sokakları dolduran kadının gücüyle, KHK’ lere direnen kadının eylemini, işgale, sömürgeciliğe direnen kadınların eylemiyle, tek tip elbise dayatmasına karşı direnen tutsak kadının direnişiyle birleştirdiğimizde kadın iradesi yenilmez olacaktır.

Fabrikalarda yakılarak öldürülen, toplumsal erkek şiddetiyle katledilen, gözaltında kaybedilen, dağda, kentde, cephede özgürlük ve eşitlik mücadelemizde ölümsüzleşenlerimizin sesi olup meydanlarda buluşalım.

Aydınlık bilinçleri yolumuza ışık olan, iradeleriyle mücadelemize güç katan, her biri bir direniş abidesi olan devrimci, yurtsever, sosyalist tutsak kadınların sesi olup 1 mayıs alanlarında ellerimizi buluşturalım.

Bahar kadınların nasırlı elleriyle, emekleriyle, düşlerini gerçek kılma mücadelesini yükselterek gelecektir. Tarih ellerinde bahar müjdeleriyle gelen kadınların direnişiyle yeniden yazılacaktır.

İşgale, sömürgeci saldırılara karşı1 Mayıs’ta alanlara

Yaşasın 1 Mayıs Biji 1 Gulan

Emeğimiz, özgürlüğümüz, eşitliğimiz için yaşasın 1 mayıs

KBDH

Kadınların Birleşik Devrim Hareketi

30 Nisan 2018

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız