EYLEM’imiz EYLEYEN’den gelir. Bu yüzden eylemimiz, öfkemiz kadar gerçek, sahici bir sarsıntıdır.
-Eylem;
”İsim insanı değil insan ismi güzelleştirir.” derler. Sen çürümüş medeniyetin bütün ideal ve değerlerinin yarattığı Işid’e karşı savaşarak bunun her ikisini de gerçek kıldın.
Seni Işid’e karşı savaşmaya götüren nedenlerinle Eylem’i, oradaki mücadelenle Cemre’yi yarattın.
Eylem oldun ”eylem”i güzelleştirdin. Cemre oldun ”cemre”yi güzelleştirdin.
Seninki isminin hakkını vermek değildi yalnızca. Senden bir parça vermekti isme. Yeni bir anlam kazandırmaktı.

Bedenimizi parçalayanlara en önde siperdin sen. Sen karşıladın önce Atatürk Havalimanı’nın katillerini. Dünyamızı cehenneme çevirenlerin, sırça köşklerinde kahkalarıyla gülenlerin, bizden aldıkları her cana öfke ve isyan, yaktığımız ateşe düşen kor oldun.
Doğrunun monotonluğuna karşı bir itiraz oldu; yaşamın ve ölümsüzlüğün.
Dilin, dinin, ırkın, bayrağın duygu dünyalarımıza duvar olduğu bir çağda, çürümüş medeniyete inat
”gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var” diyenlerin gerçeği, duvarları parçalayacak ışığı oldun.
Henüz söyleyeceklerimiz bitmemişken muktedirlerin dünyasına, şimdi eksik kaldı söyleyeceklerimiz bütün ölümsüzlerimizle. Yaralarımız dağlanmaya devam ediyor. Korkakların dünyasında sen ve bizler büyüdükçe toz bulut dünya savrulmaya başladı. Sen korkakların en çok istediği korkunun büyümesine karşı CEMRE’ydin.

Cemre ;

Sahte ideolojik betonlarını, özgür hayatın aşkı, neşesi ve öfkesinin bileşkesiyle yenmeyi sizlerden öğrendik.
Türk’lüğüyle övünenlere karşı Türk kimliğinle insan olmanın gereklerini yaşatmayı,Türk tipi faşizmine karşı Türk tipi devrimciliği öğrettin,öğrenmek isteyenlere. Özgürlük mücadelesinde Kürt, Türk, Arap, Ezidi, Çerkez olmanın devrim mücadelesinin ayrı renkleri olduğunu ve birlikte güzel olduğunu gösterdin.

Özgürlük mücadelesinde ölümsüzleşenlerin, günümüz toplumsal rollerinin cinslerini aşan özgür topluma dair bir değer olduğunu gösterdin. Bugünün toplumunun sınıflı, cinsiyetçi dünyasından ne ölümsüzlerimize ne de birbirimize bakmamamız gerektiğini gösterdin.

Hayata, teoriye, kurumlara kasvetle bakanlara rağmen sen neşeyle baktın. Uğruna mücadele ettiğimiz değerlerimizi unutmadan, mücadelenin sarp, engebeli yollarında bile hayata sevencenliğini yitirmeden bakılabileceğini senden öğrendik.

İLK EYLEM VE GÜNAHSIZ OLMAK

Yeryüzünde eşitsizliğe ve zulme karşı ilk taşı atan adsız savaşçıdan günümüze kadar süren mücadele eyleyenlerimizin mücadelesiydi, ilk eylemimiz ise ilk taşı atmaktı.
İlk taşı atmak; bizde günahsızların işi değil, ”günah”a bulanmış dünyanın kirinden, pasından arınmaktı.
İşte Eylem günahsızlığını buradan aldı. Sadece buradan değil. O taşını zulmün gerçek sahibine ulaştırabilenlerimizdendi. Zulmün sahibini taşlayacağım diye, ”taşı eline alanları” vurmadı.
Onun attığı taşlar hep yerini ve hedefini buldu. Yerine ve hedefine uygun EYLEM oldu.

Eylem’siz cümle olmaz der dilbilgisi kuralları. Bizim de yaşamımızdan EYLEM’i alırsanız anlamsız kalırız.
Eylem’ler; iş, oluş, hareket bildirirler .
Öyleyse Eylem’imimiz nedir, öznesi yani ait olanı kimdir ?
Eylem ;
İşini, oluşunu, hareketini ölümsüzlerimizden alanların Eylem’idir.
Kadınların, çocukların, işçilerin, öğrencilerin, Alevilerin, toplumun ötekilerinin, ezilenlerinin yani Eylem’in içinden geldiği nedenselliklerin Eylem’idir.
Bu nedenselliklerin bütünüyle buluşamayan devrimciliği parçalamak, buradan yeni dönemin devrimciliğini yaratmak Eylem’inde yoluna düştüğü ilk eylemimizdir. İşte Eylem, bunu başaranların ve başaracakların ”Eylem”idir.

Eylem 57’lik doçkayı gördüğünde ”İnsan, insana bunu atar mı?” diyerek savaşın araçlarına bile neşeyle yaklaşmasını bilenimizdir. Savaşımızın, savaşın sebeplerine karşı olduğunu, savaşımızın amacının yeryüzünde tüm savaşları ortadan kaldırmak olduğunu asla unutmayanların Eylem’idir. Neşeli yaklaşımı da anlamını bu anlayıştan almıştır.
Yeryüzünün beşerliğinde faillik yaratanların, doğum sancısı ile kıvrananların Eylemi, ruhu çalınmışlara kurşun, görkemli dev binaların gölgelerine sığınanlara ateş ve barut, din kisvedarlarına yangındır Cemre. Eylem’le yaşamını, eylemini anlamlandırmak isteyenler için ”Cemre” buraya düşmüştür.

Karargahında yaptığı sıcak kurabiyeleri cephelere kendiyle birlikte götürüp yoldaşlarına dağıtan yoldaş sıcaklığını unutmayacağız.

Can’a can katacak olan da, canı cem yapacak olan da senden öğrenmektir.

Tüm ölümsüzlerimizle söylenecek sözlerimiz bitmedi. Şimdi her şey biraz daha eksik kalacak.

27.06.2018

GÖKALP ALADAĞ

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız