DKP (Birlik): Devrimci Adımların Öncüsü; Ulaş Adalı (Gökhan TAŞYAKAN) Ölümsüzdür!

191

Devrimci Adımların Öncüsü; Ulaş Adalı (Gökhan TAŞYAKAN) Ölümsüzdür!

“acı yaşamak

bizim en eski çağlardan kalma yanık

türkümüz

öylesine kısık ki sesimiz

ne duyurmasını ne söylemesini biliriz

kör çıplak ayaklı kişiler

küçük adımlı kişiler

üç adım ötesinde yaşamanın

birbirine düştüler

dinmez gökyüzünün avuçlarında ellerim

büyümeye korkulu topal bir sancı

korkudan başkaldırıya gelişen

kaskatı tanrısal bir acı

bakardık bakardık imrenmeye korkardık

en özentisiz şeylereydi açlığımız

ölüme bir vardı süreç

dinmedi dinmedi acımız…

Arkadaş Zekai ÖZGER

Gerçekler devrimcidir. Hemen hemen  herkes bu genellemeyi bilir ve sürekli olarak kullanır. Aynı oranda anlaşıldığı ise tartışma konusudur. Gerçekliğin ilk hali kendi gerçekliğimizdir. Türkiye Devrimci Hareketi’nin (TDH) en zayıf olduğu konudur kendi gerçekliğiyle yüzleşmesi. Kendi gerçekliğiyle yüzleşemeyen hiç bir birey veya kolektif, devrimci olamaz. Örgütler bir tür kendi kendini putlaştırma girişimindeyken, bu putlaşmaya itiraz olarak doğdu Devrimci Komünarlar Partisi. Bu doğuşun önderlerinden birinin, Ulaş Adalı (Gökhan TAŞYAKAN) yoldaşın, şehadetinin birinci yılındayız. Savaş alanlarında geçen yılların yine savaş alanlarında son bulmasının adıdır Ulaş yoldaş.

Kobane dönemini şöyle açıklıyordu yarım kalmış Kobané romanında: “Düz, derin bir vadinin hemen girişinde, aklımda birkaç düzeyde düşünce ile karanlığa baktığımı hatırlıyorum. Sonrasında ise soğuğu unutturan bir adrenalin ve biraz da bilinmez ya da bilinemeze doğru bir yürüyüşe başladığımı… Coşku, sevinç, umut ve bilinemeze koşan bir yeniyi kurma heyecanı! Evet biraz çelişik, ama bir o kadar da keyifli. Ancak açık konuşmak gerekirse soğuk çöl rüzgarları ile karşılaşacağımızı umduğum da pek söylenemez…” Bir çıkış örgütlemenin ilk adımlarını atıyordu Kobané’ye akarken. Ve ilk adımlarına bu duygular eşlik ediyordu.  “… Ay karanlık gecede, sessiz bir ırmak gibi sızıyoruz gecenin yükselen göğüne… “Sessizlik, bazen en çok insana yaraşır” diyor bilge bir ozan. Oysa sessizliği parçalamak geçiyor içimden. Bir yağmur başlasa diyorum, yüksek volüme bir gök gürültüsü delse gecenin karanlığını. Elbette ki nafile bir istek bu benimkisi, geç de olsa anlıyorum. Hiçbir ses de yetişmiyor zaten, gök kubbenin ne üstünden, ne de altından! Sessizliği, sevmekten başka seçenek bırakmıyorlar bizlere… “Bu sınırlardan çıkışımızı istiyorlar belki de” diyorum ve fakat bilmiyorum. Yine de olsun, sessizliğe, gürültülü bir dönüş için katlanırız biz de öyleyse diyorum… Belki de bir kente girişin sessiz bir provasıydı bu çıkışımız bilmiyorum. Ama olsun şairin de dediği gibi “Belki yine geliriz…’’” diyerek geçti sınırı. Aslında geçtiği sadece Kobané sınırı değil, devrimci kopuş için atlanması gereken ilk eşik, ilk sınır çizgisiydi. Ve başladı gerçeklerle karşı karşıya kalma durumu. Yarım kalan kitabındaki edebi cümleleri belki hepimiz kuramayız, onun gibi anlatamayız ama bizim duygularımıza da tercüman olmuştur Ulaş yoldaş. Bugün, bu topraklarda yanyana dövüşmüş olmanın, aynı ufuk çizgisine kilitlenmiş olmanın mutluluğu sarıyor bizleri.

Kobane ‘düştü düşecek’ denildiği dönemde koşa koşa geldi Rojava topraklarına.  Türkiye devriminin Kürdistan devrimiyle iç içe olduğu bilinciyle geldi Rojava’ya. Gülüşüyle, inatçılığıyla, rap müziğin politik tavır olduğunu söylemesiyle, Galatasaray sevdasıyla, mücadele hırsıyla, komutanlığıyla, birleşik devrimin önderliğiyle tanınır bu alanda Ulaş yoldaş. Böyle bilinir, böyle sevilir, böyle anılır.

Savaşçılığıyla tanıdık Ulaş’ı. Savaşırken de savaşı anlatırken de hiç gösterişe kaçmadı. Girdiği çatışmaları o anlatmazdı genelde. Mütevazi kişiliği ön plana çıkardı. İki kez yaralanmıştı. İlki büyük bir çatışmada,  DAİŞ’in patlatma aracıyla çöken bir binanın hemen dibinde olmuştu. Bu patlamadan ona kalan, bir kulağının sağır olmasıdır.. İkincisi ise Cizire topraklarında yaşanmış, bir çatışmada kolundan vurulmuştu. Çatışma o kadar uzun sürmüş ki yoldaşları onunla ilgilenmesin diye yaralandığını söylememiş, savaşa devam etmişti. Çatışma sonrası yoldaşların farketmesine ise yine aynı doğallıkla, “birşey yok, sadece bi sıyırık” deyip karşılık vermiş, telaşa izin vermemişti. Aynı yalınlıkta yaşayıp aynı yalınlıkta savaşandı Ulaş. Ve aynı yalınlıkta düştü toprağa.

Halkların mücadelerinde bazı olaylar hem toplumda hem de örgütlerde izler bırakırlar. Ulaş Adalı’nın şehadeti de bizde bu izleri derinden bıraktı. Öncesinde ve sonrasında çok daha büyük olaylar yaşansa da Ulaş Adalı yoldaş, hem DKP tarihinde hem de Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin (HBDH) oluşumunda ve mücadelesinde ismi unutulmayan, unutulmayacak bir yoldaş olarak kalacak. Halkların birleşik devrim  mücadelesine verdiği emek ve DKP kurucu önder kadrolarından olması ileriki dönemlerde ismini sıklıkla duyacağımız bir yoldaşımız olarak hafızalara kazınacak.

Bugün mevcut durumumuz, Devrimci Komünarlar’ın çıkış misyonuyla tam karşıt bir durumdur. Buradan çıkacağımız kesindir. Bu yönde tereddüt dahi gereksiz. Bu sürecin uzaması sadece tahribatları arttırır. Ama hiç bir eğilim, güç, etki; başı dik, onurlu yürüyüşümüzün yönünü değiştiremez. Savrulmalar dökülmeler mümkündür ama asla bu tarih tersine çevrilemez. Yol gösteriyor Ulaş’ın inatçılığı, yol gösteriyor Ulaş’ın gülüşü, yol göseriyor Ulaş’ın mücadelesi yarınlara..

Türkiye devrimini örgütleyebilecek komünist bir odak olarak, birleşik devrimci mücadelenin örgütleyeni olma hedefimizle, yeryüzünde eşitsizliğe ve zulme karşı ilk taşı atan adsız savaşçıdan günümüze kadar süren tüm özgürlük ve adalet mücadelelerinin mirasçısı” olma iddiamızla buluşmaktır önümüzdeki tarihsel sorumluluk. Bu birlikte yola çıktığımız ölümsüzleşenlerimize sözümüzdür. Bu Gökhan’ı amaç ve idealleri ile sahiplenmektir. Ölümsüzleşenlerimizin devrim inancıyla bilenmiş olarak kavgaya daha sert, daha kararlı bir şekilde hazırlanıyoruz. Mutlaka kazanacağız! Ve bizim de “kiraz zamanı”mız gelecek. İşte o gün geldiğinde, onların ışığıyla aydınlanacak bütün sokaklar. Onların adıyla yaşayacak bütün sokaklar. Onların adıyla büyüyecek tüm çocuklar…

DEVRİMCİ KOMÜNARLAR PARTİSİ

21 Temmuz 2018

Ardında Bıraktıkları; 

Ulaş Adalı’nın çağın Stalingrad’ı Kobani’ye giderken yazdığı veda mektubu

Ulaş Adalı: ‘Faşizme hayır’ bayrağı altında birleşmeye!

HBDH Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ulaş Adalı: ‘Faşizme karşı ‘HAYIR’ direnişin bayrağı haline getirilmelidir’

ULAŞ ADALI : KOBANÉ ROMANINA GİRİŞ

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız