Yaşamak ve Yaşadım Diyebilmek İçin! – Ali Haydar Tolhildan

257

   Bugüne kadar bütün baskı rejimleri inşasına ilk olarak toplumu düzenleyerek başlamıştır. Bu baskı politikasının pratiği Türkiye’de HDP binalarında, mitinglerde patlayan bombalarla, katliamlarla AKP faşizminin eliyle bir üst noktaya taşınmıştır. Toplumu sindirme ve ezme politikalarıyla, insanları tecrit etmeyi planlamıştır. Önce sokağı bastırmaya çalışmış, insanları hareket edemez konuma getirmiş, sonra hissedemez, konuşamaz, düşünemez hale çevirmeye çalışmıştır. Toplumun bir ortaklık içinde geliştirdiği buluşmaları, mitingleri yasaklamış, sokaktan sonra evlere kalplere ve beyinlere zincir vurmaya çalışmıştır. Bugün bütün gördüklerimiz, duyulanlar ve yaşanılanlar bunlardır. Tüm bir toplumu hapis almak, toplumların tarihi vareden coşkunluğunu heyecanını yok etmektir.

    Bu amaçlarla AKP faşizmi bundan tam 3 yıl önce 10 Ekim’de Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi mitingini katliam alanına çevirdi. Ankara’da hedef alınan sadece orada bir araya gelmiş insanlar değildi. Hedeflenen toplumun birarada yaşayabilme koşuluydu.

   AKP faşizminin katletmek istediği toplumu toplum yapan özelliklerdir. Toplumu var eden emek, o emeği ortaya çıkartabilen biraradalık, karşılıklı saygı ve özgürlüktü. Hedeflenen toplumun vicdanıydı, Gezi ruhuydu.

   Yaşadıklarımızı ancak doğru şekilde kavrar ele alırsak, işte o zaman doğru yöntem ve sonuca ulaşabiliriz. 10 Ekim sadece devletin paramiliter güçlerinin yaptığı bir katliam günü değildir. Ankara’da şehit düşen ‘100 kişi’ değil yoldaşlarımız, arkadaşlarımız, annemiz, babamız, kardeşimizdir. Yok edilmek istenen tüm toplumdur, yani biziz, bugün bütün bu her şeye tanıklık eden gören duyan hepimiz.

   Kendini savunmayan hiçbir canlı yaşayamaz. Bugün bizler de bunu bilerek ve görerek yaşamak için savaşmanın hem de bütün kaybettiklerimizin öfkesini, hıncını çoğaltarak savaşmanın, onların gülüşleri ve bakışları kadar sonsuz cüretiyle savaşmanın zorunluluğunu her an hissederek yaşamalıyız. Yaşamak için savaşmalıyız. Tüm meydanlarımız, sokaklarımız onların güzel yüzleriyle bizleri selamladıkları zafer gününe kadar bir adım durmadan, nefesimiz dururcasına savaşmalıyız. İşte o zaman tüm devrim şehitlerimizin gözlerindeki ışıltı sadece bir an, bir fotoğraf değil yaşamın kendisi olacaktır, zafere ulaştığımız gün…

 

Ali Haydar Tolhıldan

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız