Nazilere karşı mücadelede ölümsüzleşen Hannie Schaft, namıdiğer ‘kızıl saçlı kız’ – Seçtiklerimiz

346

Nazilere karşı mücadelesiyle anımsanacak olan Jannetje Johanna Schaft, (kod adıyla Hannie Schaft ve portrede kendisini bu ismiyle anacağız), 16 Eylül 1920’de Hollanda’nın Haarlem kentinde dünyaya gelir.

Pieter ve Aafje çiftinin çocuğu olan Hannie, 7 yaşındayken 12 yaşındaki kız kardeşi Annie’yi difteri nedeniyle kaybeder.

Hannie’nin direniş ile yolu ise üniversitede keşişir. Üniversitede Nazi karşıtı bir örgüt olan Vigilance Komitesi’nin aktif bir üyesi olur.

Amsterdam Üniversitesi’nde hukuk okuyan Hannie, burada Yahudi arkadaşlar edinir, böylece onlara yapılan zulme yakından tanıklık eder. Çok geçmeden Almanya, Hollanda’yı işgal eder ve Yahudilere yoğun bir baskı uygulamaya başlar.

Hannie direniş yolunda

Bu baskıya tanık olan Hannie mücadeleye adım adım yaklaşır. İlkin Yahudiler için kimlik kartı çalma ve güvenli ev bulma gibi çalışmalarla dahil olur direnişe.

1943’te resmi Almanya makamları bütün öğrencilere Nazi hükümetine sadakat deklerasyonu imzalatmaya çalışır. Hannie ise 15 bin öğrencinin imzaladığı bu deklerasyonu imzalamayı şiddetle reddeder. Ve bu onun mücadelesindeki kopuş aşamalarından biri olur. Pek çok Yahudi’nin tutuklandığına ve baskı gördüğüne tanık olur.

Hannie bunun üzerine eğitimini yarıda bırakıp, Haarlem’e geri döner. Burada Hollanda Komünüst Partisi ile bağlantılı olan Raad van Herzet direniş grubuna katılır. Bu dönemde kod adı olan Hannie’yi alır ve yiyecek kuponları, yeraltı broşürleri, gizli bilgi ile silah nakil işinde görev yapar.

Haarlem’deki heykeltıraşlardan Mari Andriessen’in evinin arkasındaki ormanda nasıl silah kullanılacağını öğreten Bonekamp ile yakın çalışır.

Ancak Hannie daha fazlasını yapması gerektiğini duyumsar; derin bir toplumsal devrimin ekonomik sömürüye, savaşa ve ırkçılığa bir son verebileceğine inanır.

Hannie ve kadın savaşçılar

Hannie örgütteki 17 ve 15 yaşındaki Truus ve Freddie Oversteegen’den sonraki tek kadın militandır. O günlerde silahlı mücadelede çoğunlukla erkekler yer alır. Hannie kadın yoldaşları ile birlikte bu ezberi bozar.

Ve istediğini, hatta daha fazlasını yapar… Truus ve Freddie ile birlikte o güne dek genellikle erkeklerin yaptığı suikat ve sabotaj gibi eylemleri üstlenir. Yaptıkları eylemlerle Yahudi ve sosyalist çevrelerde adeta ‘efsane’ haline gelen bu üç kadın çok geçmeden Gestapo’nun da dikkatini çeker ve arananlar listesine girer.

Kasım 1943’te o ve diğer iki kadın Velsen-Noord’taki santralleri sabote etmeye çalışır. Eylem başarıya ulaşmaz lakin halkta derin bir umut yaratır.

Hannie, hemşire olarak çalıştığı yerel bir Alman askeri havaalanında örgütü için bilgi toplar.

Bu arada Naziler arasında ‘kızıl saçlı kız’ olarak bilinen Hannie, deşifre olmamak için saçlarını siyaha boyatıp gözlük takmaya başlar. Yoldaşı Truus ise kendini saklamak için çoğunlukla bir erkek çocuğu gibi giyinir. Böylece eylemlerini sıradan bir çift görüntüsü vererek gerçekleştirirler.

İki devrimci bazı silahlı eylemlere bisiklet ile gider. Yöntemleri ise şöyledir: Truus bisikleti sürer, silahı ise arkada oturan Hannie kullanır. Eylemlerinden biri de 27 Kasım 1943’te Velsen’deki elektrik santralini imha etmek olur.

Teslim olmayan bir irade

Pek çok başarılı ve düşman üzerinde etkili eyleme imza atan grup 1944 Haziranı’nda bir eylem düzenler. Bu eyleme Hannie ve hem yoldaşı hem de yakın arkadaşı olan Jan Bonekamp katılır. İkili ünlü polis şefi W. Ragut’u öldürmek üzere yola çıkar. Ancak eylem sırasında Jan vurulur ve yaralı olarak Naziler tarafından rehin alınır.

Jan, türlü işkencelere maruz bırakıldıktan sonra 12 Haziran 1944’te Naziler tarafından öldürülür. Jan’ın, işkenceler ve üzerinde uygulanan kimyasal çalışmalar sonucu Hannie’nin adresini söylediği aktarılır ancak bunun net bir bilgi olmadığını belirtmekte fayda var.

Bu ölüm Hannie için adeta ikinci dönüm noktası olur. Yoldaşının ölüm haberini aldığında duyduğu üzüntüyü şöyle anlatır: “Sandığım kadar güçlü değilmişim. Ölümle tanışmak bana ağır geldi.”

Bunun ardından Hannie’nin annesi ve babası evinden baskınla alınıp bir toplama kampına götürülür. Hannie’yi teslim olmaya zorlamak için ailesi 9 ay boyunca toplama kampında tutulur. Ancak Hannie, hiçbir şekilde onlara teslim olmaz ve mücadelesinden geri çekilmez.

Hannie, Almanya roket fırlatma sahalarının ayrıntılı bir haritasını çıkarmak için bilgi toplar. Savaş gittikçe vahşi bir hale gelirken halk arasında da gıda sıkıntısı ve hastalıklar artmaya başlar. Hannie yoldaşları ile birlikte yiyecek ve silah temini için kuryelik yapar. Ta ki 1945 yılında durdurulduğu Alman kontrol noktasına kadar.

Hannie’nin üzerinde bir tabanca ve bir de yasadışı gazete bulan Naziler, kadını saatlerce sorgular. Sonunda Hannie’nin şu meşhur aradıkları ‘kızıl saçlı kız’ olduklarını anlarlar. Ve günlerce süren işkence seansları başlar. Hannie’nin ağzından ise bir eylemi üstlenmek dışında hiçbir bilgi çıkmaz. O eylem de insanları para karşılığında Nazilere ihbar eden Ko Langendijk adlı bir kuaföre yönelik düzenledikleri eylemdir.

17 Nisan 1945’te Hannie tutulduğu hücresinden alınarak Overveen’deki kum tepelerine götürülür. Burada askerlerin Hannie’ye sıktığı ilk kurşun vücudunu sıyırıp geçer. Ve Hannie askerlere dönüp bağırır: “Ben sizden daha iyi vururum!”

Bu sözün ardından Naziler, Hannie’nin üzerine yüzlerce mermi yağdırır.

Hannie’nin cenazesi öldürülen diğer direnişçilerle birlikte bu tepeye gömülür. Savaştan sonra bu tepelerden 422 direnişçinin cenazesi çıkarılır. Hannie onların arasındaki tek kadındır.

1945 yılının Kasım ayında Hannie’nin bedeni, Bloemendaal’daki resmi mezarlığa gömülür.


Bu portrede, Queen Of The Neighborhood Kolektifi’nin hazırladığı ve Zeynep Bursa’nın Türkçeleştirdiği “Devrimci Kadınlar” kitabından yararlanılmıştır.

Kaynak: gazetekarinca.com sitesinden alıntıdır.

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız