Cihan Efe’nin Kaleminden Doğan Kırefe

852

Bu yazı, Der Azza’da ölümsüzleşen Cihan Efe (Yusufbaş Akay) tarafından Doğan Kırefe (Muzaffer Kandemir)’ye yazılmıştır. Doğan Kırefe’nin ölümsüzlüğünün 2. yıldönümünde tekrar yayınlıyoruz.

Cihan’dan Doğan’a

”Sinop’luydu Doğan, Karadeniz’liydi. Karadeniz’in o hırçın dalgaları gibi hırçındı. Tuttuğunu kopartırdı. Elinden her iş gelmezdi ama, eğer bir işe başaldıysa o işi en iyi şekilde yapardı. İşçiydi Doğan, çocukluğundan beri çalışırdı. Köyündeyken bahçede çalışırdı, sürekli başka başka işlere giderdi. Aynı zamanda devrimciydi. İstanbul’da yaşardı.

İnşaatla ilgili bir işte çalışıyordu. Çok yoğundu işi, sabah 5-6 gibi kalkar, akşam 7-8’de paydos ediyordu. Tek boş günü pazar günüydü, onu da sürekli partide ve eylemlerde geçiriyordu. Şiir okumayı çok severdi.

Çok eski arkadaştık, arkadaştan öte kardeş gibiydik. Altından kalkamadığım bir iş olduğunda ilk kapısını çalıdığım kişiydi Doğan. Her şeyi birlikte yaptık, birlikte yemek yedik, birlikte güldük, birlikte ağladık, birlikte kavga ettik.

En son Rojava’ya gelmeden önce, dedim ona, “ben böyle bir karar aldım, gidiyorum.” O da Eylem yoldaştan çok etkilenmişti, sürekli söylüyordu, “keşke orda olsam” falan diye. Ben gideceğimi söyleyince Doğan’a, her zaman olduğu gibi beni yine tek bırakmadı. O ayrılmaz kardeşlik bağımızı, yoldaşlık bağına çevirip geldik Rojava’ya.

Çok netti. Neden böyle bir karar aldı, neden buraya geldi, ne için savaşıyor bunların hepsinin cevabı netti kafasında. Çok kararlıydı.

Daha Rojava’ya gelmeden Kürdistan’da yolda bir çocuk görmüştük. Doğan çocuğa simit uzatmıştı. Çocuk korkup kaçmıştı. Orada dedi ki, “Şimdi daha iyi anlıyorum buranın ne kadar onurlu olduğu, aldığım kararın ne kadar doğru olduğunu”, diye. Hep diyordu, “Keşke daha önce gelseydim”, diye. Tek pişmanlığı buydu.

Hayatta en çok kavgayı benimle ederdi. Sürekli yerdik birbirimizi, bazen küserdi bana, ama kimse anlamazdı bozuk olduğumuzu. Zaten en fazla süren dargınlığımız 2 saat olmuştur. İyi bir insandı Doğan, iyi bir arkadaş ve iyi bir yoldaş… Kendimden çok güvenirdim ona. Bazen bir iş söylenirdi ona, hiç yapmak istemezdi, söylene söylene gidip yine de yapardı o işi. Çünkü alışkanlık olmuştu onda boş duramazdı tam bir proleterdi. Disiplinliydi bu konuda.

Çok şeyler yazılır Doğan için, ama bazen tıkanırsın onu anlatırken. Kendi dünyası vardı. Bazen ne düşünüyor, ne yapıyor, hiç anlayamazdın, kaybolur giderdi kendi dünyasında.

En son ben cephedeyken gelmişti değişim için. Ben gidiyordum geri, o geliyordu yerime. O gelmeden önce bize saldırı olmuştu. Ben de hiç gitmek istemiyordum cepheden. Dedi ki bana, “Gözün arkada kalmasın, sen gidiyorsun, ben geldim, senin savaştığın gibi şimdi sıra bende” gibi bişeyler söylemişti, tam hatırlamıyorum.

Çok ağır bir saldırı oldu onlara. Kalbinden giren bir suikast mermisiyle şehit düştü, can yoldaşım. Diğer yoldaşlar anlattı. Aslanlar gibi savaşmış, bir saniye durmamış, en ufak bir endişe olmamış gözünde, gülerek gitmiş benim yoldaşım ölüme…

Ve artık ondan aldığım bayrağı yükselterek, daha da yukarılara çıkartarak, ona örnek olacak bir güçle savaşacağım. Yolumu aydınlatan ışık ve yol gösterici rehberim oldu Doğan… ”

Doğan Kırefe 7 Ocak 2017 tarihinde Rakka’nın özgürleştirilmesi hamlesinde Enternasyonalist Özgürlük Taburu’na dönük çetelerin saldırısı sonucu ölümsüzleşmişti.

Cihan Efe ise 27 Nisan 2017 tarihinde İdil Güler, Zahide Rosa Suk ve Cömert Nazif Efe  ile birlikte  faşizme karşı eylem gerçekleştirmek için Türkiye sınırından geçerken Türk ordusu ve onun desteklediği cihadist çetelerle girdikleri çatışmada dört yoldaşıyla birlikte ölümsüzleşti.

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız