Kavga Dostu, Siper Yoldaşı 4 MLSPB’li Yoldaşımız Ölümsüzdür!

404

AKP rejimi, dün DAİŞ; bugün MHP ve kontrgerillada somutlaşan ortaklarıyla, an be an, Türkiye ve Kürdistan halklarının üzerinde, faşist tahakkümü uygulamaya devam ediyor. 20-24 Temmuz’dan bu yana her alanda sürekli artan ve 15 Temmuz’un kılıfı ile yavaş yavaş pik noktasına doğru yükselen faşist tahakküm, “Fırat Kalkanı” “Afrin Harekâtı” ve son olarak tüm Rojava’ya dönük gerçekleştirilen işgal girişimleri ile ulaşabileceği en uç noktaya ulaşmış bulunmakta. En ufak bir irtifa kaybından ödü kopan rejim, bu psikolojik buhranla gün geçtikçe daha da saldırganlaşıyor.

Bu saldırganlık, sadece Kuzey ve Doğu Suriye ile sınırlı kalmamakta elbette. Can düşmanı olarak gördükleri KÖH’ün tüm kazanımlarını, gerek soykırarak, gerek işgal ederek, katliamlar yaparak yok etmek üzere çabalıyorlar. Yine aynı şekilde, Türkiye’li devrimcilere yönelikte amansız bir saldırı içerisinde. Ancak unuttukları bir şey var! O da, Türkiye’li ve Kürdistanlı devrimcilerin; özgürlük savaşçılarının, neredeyse tarihte hiç görülmemiş bir benzerlikte kurduğu, onlarca senedir bozulamayan direniş hattı…

Tam da bu minvalde, 16 Eylül 2019 tarihinde, MSA’da, 4 MLSPB savaşçısı; (Tamer Kasabalı) Fırat  Yıldırım, (Mahir Ernesto)  Muhammed Tiril, (Çayan Kızılbaş) Umut Özsepet, (Alper Koçer Çakas) Fırat Çaplık yoldaşlar, işgalci TSK tarafından yapılan, hain hava saldırısı sonucu ölümsüzleştiler.

Bunun bir savaş olduğunu biliyoruz. Adil bir savaş olmadığını da biliyoruz. Ve iki düşman kampın arasında ki bu adaletsizliğin ise devrimci iradenin ve kararlılığın sonucunda, bozuma uğrayacağının da farkındayız. Dağlarda, bir özgürlük düşü ile savaşan ve yarını inşa eden 4 MLSPB’li yoldaşımız, işte böylesi bir iradeye ve kararlılığa sahiptiler. Bizler onları Rojava mevzilerinden, Güney Kürdistan dağlarından, Afrin hattından tanıyoruz. Kavganın en önünde, bizler ile birlikte takındıkları birleşik mücadele tavırlarından tanıyoruz.

Hiç kuşkusuz, bu 4 kahraman yoldaşımız, tıpkı birçok yoldaşımız gibi yeni kuşak devrimciliğinin öncüleri olarak, ilelebet Türkiye ve Kürdistan halklarının bilinçlerinde yaşayacaklar. Bir kuşağın, özgürlük düşüne, ilham kaynağı olacaklar. Sesleri ve çağrıları her daim kulaklarımızda yankılanacak. Yas tutmayacak, kavga edeceğiz! Üzüntü duymayacak, öfkeleneceğiz! Bugün tüm devrimcilere düşen görev; Rojava, Güney Kürdistan ve Afrin’de, tekrardan var edilen Kızıldere Ruhunu ve 4 MLSPB’li kahraman yoldaşımızın sesini, Türkiye’nin tüm sokaklarına taşımaktır. Kavga bitmedi! Sürüyor ve sürecek!

DKP/Birlik

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız