Birlikte Harekete Geçersek Faşizmi Yenebiliriz – DKP/Birlik

327

Konya’da 7 kişilik Kürt aile AKP-MHP iktidarının denetimindeki faşist katillerce hunharca katledilmiş ve evleri yakılmıştır. Türkiye geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir. Zulmün, alçaklığın, katliamların uzanmadığı alan, kan dökmediği bir gün yoktur. Kürtlerin artık evlerinde de can güvenliği yoktur. Kürtlerin can güvenliği olmayan bir toplumda, hiçbir muhalifin can güvenliğinden bahsedilemez. Devlet gücünü arkasına alan saray, artık bu ülkede evlerimizi yakarak, başımıza yıkarak bizlere ayak basacak yer bırakmamıştır. TC sermayesi, parlamentosu, bürokrasisi, başta TSK tüm devlet güçleri, yetmedi sivil faşist güçleri, mafya çeteleri ile saldırıya geçmiştir. Kontrgerilla, bu katliamla Kürtlere açık olarak, bu memlekette size yer yok, demektedir. Ama yalnız Kürtlere değil, başta devrimci güçler olmak üzere tüm muhalif güçlere aynı mesaj verilmektedir.

Tepemizdeki savaş partisi, artık savaşı evlerimize taşımıştır. Artık her gün yüzlerce ev basılıyor. Tepemizdeki savaş partisi, herkesi “büyük kıyam günü”ne hazırlıyor. Televizyonları, gazeteleri, bütün iletişim kanalları, savaşı örgütlüyor. Bizim hayatlarımız üzerinden yürüyecek savaşı. Devlet ve sermaye desteğinde, bütün güçleriyle, her şeyiyle her şeyimize saldırıyorlar. Ankara’da sarayın arkasında toplanmış ve saray soytarısına dönüşmüş siyaset tüccarları, bar bar bağırarak toplumu kanlı saldırılara, katliamlara rıza göstermeye çağırıyorlar. Unutmayalım: Almanya’da Nazizm de böyle iktidara gelmişti.

Ankara Sarayı’na bağlı resmi ve gayri resmi çeteler, mafyadan devşirme unsurlar, el altından silahlanıyor. Daha şimdiden yüz binlerce silahı kendi çevrelerine dağıtmış durumdalar. Bu silahlarla DAİŞ’i aratmayacak kıyımlara hazırlanıyorlar. Suriye’de yenilmiş DAİŞ çeteleri, Türkiye’de boy gösterecek. Türkiye, Suriyeleşecek! Bunu bilmek için düşünmeye gerek yok: Sokaklarda kan döküyorlar; parti binalarında kurşunlanıyoruz, evlerimizde toplu katlediliyoruz, her şey gözlerimizin önünde yaşanıyor. Yakında meydanlarımızda, caddelerimizde boğazı kesilmiş insanlar görmeyeceğimizi kimse iddia edemez. Maraş’da, Çorum’da, Sivas’da bunların lokal örnekleri zaten yaşandı. Biraz hafızamızı yoklayalım: DAİŞ, insan yakmayı Ankara Sarayı’ndaki savaş partisinin gurühlarından öğrendi!

Savaş partisinin kurbanları olmayı bekleyecek miyiz? Savaş çetelerinin bıçağı artık boğazımıza dayanmıştır. Bizi bu savaş çetelerinin katliamlarından koruyacak, kurtaracak kimse yok. Çevremizde bütün güruhlar tepeden tırnağa silahlanmışken, biz ne yapacağız? Semtlerimiz, evlerimiz talan edilirken canımızı kurtarmak için savaş mültecileri mi olacağız? Nereye gideceğiz?

Savaş çeteleri kapımıza geldiğinde onları sözle, insanlık nasihatıyla durduramayız. Konya’da yaşadık: Onlar kapımıza geldiğinde, kadın, çocuk ayırmadan zaten bizi katletmek için geliyorlar. Savaş çetelerini durdurabiliriz! Silahları sevdiğimiz için değil, savaşmayı sevdiğimiz için değil; savaş çetelerini durdurmak için silahlanmalıyız. Silahlara ihtiyacımız var! Evimizi, çocuğumuzu, semtimizi, hayatlarımızı, insani değerlerimizi korumak için silahlanmalıyız!

Bizler bu devlet ve sivil katil sürüleriyle ilk defa karşılaşmıyoruz. Bu katiller sürüsü 1968-80 arasında devletin tüm kurumları arkasında, tekellerin desteği ile silah ve bomba kuşanmış onbinler olarak saldırıya geçtiler. Türk ve Kürt devrimcileri olarak, hiçbir güçten destek almadan kendi öz gücümüz ve emekçi halkın desteği ile onları inlerine tıktık. Onbinlerce namlu üzerimize doğrultulmuşken faşist çeteleri sokaklardan süpürdük. Gene kimseye ihtiyacımız yok; birliğe ve harekete ihtiyacımız var. Birlikte harekete geçtiğimizde, tüm Türkiye ve Kürdistan’nın kan ağlayan emekçileri arkamızda toplanacaktır. Birlikte harekete geçersek faşizmi yenebiliriz.