Newroz Ruhuyla Özgürlüğe Yürüyeceğiz! – DKP/Birlik

190

Newroz; bin yıllardır bu coğrafyada yaşamış pek çok inanç ve halk için doğanın yeniden uyanışı ve yeni günün gelişi olarak baharı müjdeler. Demirci Kawa’nın zalim Dehaq’a karşı başlatmış olduğu isyan ve özgürlük ateşiyle de insanlık tarihi içinde yeniden doğuş ve diriliş günü haline gelmiştir. Newroz artık sadece doğanın yeniden uyanışı değildir. Zulme, zalime ve sömürüye karşı yaratılan bu mücadele, doğanın yeniden doğuşuyla insanlığın yeniden doğuşu arasında bir tarihsel köprü oluşturmuştur.

Dayandığı bu tarihsellikle birlikte Newroz, sadece bir günü değil ezenle ezilenin, sömürenle sömürülenin çarpıştığı bir savaşımı temsil etmektedir. Zalimlerin baskı ve zulmüne karşı mazlumların özgürlük ve kurtuluş kavgasının taşıyıcılığını kuşanarak geçmişten bugüne, bugünden geleceğe kendisini yenileyerek sürecektir bu kavga. Newroz mitolojik bir anlatıdan ziyade bugün sınıf savaşımına, kadın özgürlük ve kurtuluş mücadelesine, ezilenlerin ve halkların direniş ve zaferine dayanan bir isyan ve özgürlük çağrısıdır. Bu çağrı dün 8 Mart’tı, bugün Newroz, yarın 1 Mayıstır. Baharın çağrısını Kürt halkının serhildanına, Türkiye halklarının isyan ve ayaklanmasına dönüştürmek için birleşik devrim mücadelesini yükseltecek, direniş ve kavga hattını ilmek ilmek öreceğiz.

Emperyalist kapitalist güçlerin kışkırttığı, vekalet savaşı biçiminde yürüttüğü, doğrudan başlatıcısı olduğu işgal ve savaşlar, dün Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya coğrafyalarında yaşanırken bugün Avrupa’da, emperyalist güçlerin burnunun dibinde yaşanmaktadır. Emperyalist kapitalist güçler, dünyanın bütün coğrafyalarında işçi sınıfı ve emekçilere, ezilen halklara karşı ölüm, sefalet ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen işgal ve savaşları sürdürmektedir. Bu emperyalist kapitalist sistemin doğasına içkindir. Kapitalizm, yaşadığı derin krizleri ve kaostan çıkışını yeni savaşlara ihtiyaç duyarak, bu savaşları üreterek aşmaya çalışıyor. Bugün; bir yandan emperyalist işgalci Rusya diğer yandan ise işçi sınıfı ve ezilen halklara karşı bir savaş paktı olarak varolan NATO destekli Ukrayna’nın içerisinde olduğu bir savaş yaşanmaktır. Bu savaş halkların savaşı değildir, emperyalist güçlerin rol ve alan kapma savaşıdır. Ukrayna halkı bu savaşa kendisini sürükleyen faşist iktidarına, Rusya halkı yanı başındaki kardeş Ukrayna halkı ile boğazlaşması anlamına gelen bu işgal savaşını başlatan Putin rejimine karşı kavga vermeksizin özgürleşemez. Biz emperyalist savaş ve işgale karşı devrimci enternasyonalizmin bayrağını yükseltmek için Donbass halkının kendi kaderini tayin hakkını savunacak, Rusya ve Ukrayna işçi ve emekçilerinin öfkesinin emperyalist işgal ve savaşa karşı gerçek düşmanlarına yöneltmesini destekleyeceğiz.

Faşist TC, emperyalist güçler arasındaki çelişki ve çatışmaları kendi hegemonya alanını genişletmek, zayıflayan iktidarını güçlendirmek için kullanma arayışındadır. Son Ukrayna savaşını da bu perspektifle değerlendirmektedir. Ukrayna’daki emperyalist işgale karşı tutum alırken aynı zamanda bu savaşı kendisi için çıkış imkanına dönüştürmeye çalışan AKP-MHP faşist iktidarının bu hamlelerini boşa çıkarmayı başa yazmalıyız.

AKP-MHP faşist koalisyonu, açıktır ki içeride ve dışarıda adeta bir özel savaş hükümeti olarak konumlanmıştır. Sömürgeci faşist Türk devleti bölgede savaş kışkırtıcısı, işgalci bir güçtür. Kürt halkı ise TC’nin beka sorunu olarak, Kuzey Kürdistan ve tüm Kürdistan coğrafyasında doğrudan hedeftir. Faşizmin yürütmüş olduğu bu savaş politikası sadece Kürtlere karşı değildir; sınıfa, kadınlara, LGBTİ+lara, Alevilere, gençlere karşıdır. Ve tıpkı kapitalizmin kriz ve kaostan çıkış için ihtiyaç duyduğu savaş gibi AKP-MHP faşist iktidarı da ayakta durmak için savaşa ihtiyaç duymaktadır. Kürt savaşını sürdürmek onun için zorunluluktur. Faşist iktidarın temelini kendinden olmayan herkese, her kesime karşı yürütmüş olduğu kesintisiz savaş politikası oluşturmaktadır. Sistemin tüm olanaklarını savaş politikalarına seferber etmeye de devam edecektir. Öte yandan AKP-MHP faşizminin, savaş politikalarının tüm yükü, işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilen halkların sırtına yüklenmektedir.

Kürt Özgürlük Hareketine karşı hem içeride hem dışarıda savaş konseptini sürdürecektir. Nerede bir Kürt kazanımı varsa ona düşmandır sömürgeci faşist devlet. Rojava’ya dönük saldırıları devam etmekte; yine Başur’da gerillanın direnişi ile yenilgi alsa da işgal harekatını bu yıl da sürdürme kararlılığındadır. Çünkü bu savaş, onun varlık yokluk savaşı haline gelmiştir. Topyekun bir savaş ve saldırı ile gerillanın özgür alanlarını işgal etmek, Kürt halkının özgürlük umudu olan gerilla mücadelesini bitirmek istemektedir. AKP-MHP koalisyonunun iktidarı, bu savaşın kaderine bağlıdır.

Açlığın, sefaletin, yokluğun kaynağı bu sistemdir. Bugün Türkiye’de derin bir ekonomik krizle birlikte, aynı zamanda toplumsal bir kriz de yaşanmaktadır. Hayat pahalılığı, zamlar nedeniyle en temel insani ihtiyaçlar dahi karşılanmamaktadır. Yine bölge halklarına kan banyosu anlamına gelen savaş ve işgal saldırılarının kaynağı da bu faşist rejimin ta kendisidir. Sömürü, rant ve talan düzeni ile işçi sınıfı ve emekçileri, ezilenleri açlık ve yoksulluğa mahkum eden; emperyal hayalleri doğrultusunda geliştirdiği savaş politikalarıyla bölge halklarına kan ve göz yaşından başka bir şey getirmeyen; bu sömürü çarkı ayakta kalsın diye Türkiye halklarına baskı ve zordan, özgürlük yoksunluğundan başka bir şey sunmayan; faşist rejimin devamı için Kürt halkına özel savaş konseptiyle boyun eğdirmeyi hedefleyen AKP-MHP faşist iktidarına karşı Newroz ateşini 1 Mayıs’a taşıyalım. İşçi sınıfı ve emekçilerin, gençlerin, kadınların, tüm ezilenlerin mücadelesini ve kavgasını Newrozun serhildan ruhuyla buluşturalım.

8 Mart’ta kadınların isyanı, Newroz’da başta Kürt halkı olmak üzere yoksayılmaya, özgürlük yoksunluğuna karşı başkaldıran milyonların öfkesi dosta düşmana gösterdi ki ne boyun eğdik, ne hizaya geldik, ne sustuk ne de mücadeleden vazgeçtik. Sokaklarda, meydanlarda milyonların akan öfkesiyiz; kentlerde, dağlarda faşist iktidarla savaşı büyütenleriz. Emperyalist kapitalist sistemin ve faşizmin her tür saldırısına, savaş politikasına karşı devrimci savaşı her yerde örgütlemeyeceğiz! Çağdaş Demirci Kawalar olup zalim Dehaqlara karşı verdiğimiz devrimci savaşı büyüteceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız