Sömürgeciliğe ve İşgale Karşı Rojava Devrimini Savunacağız – DKP/Birlik

230

2011 yılında, Arap isyan dalgasıyla sarsılan Suriye, halkların yoksulluk, sefalet ve özgürlük yoksunluğuna karşı öfkesini manipüle edip bölgeyi dizayn etmenin bir vesilesi kılan emperyalistlerin ve bölgesel gerici güçlerin müdahaleleriyle iç kriz ve savaşın içine sürüklenmişti. Devrimci bir önderliğin olmadığı hiçbir isyan ve ayaklanma yoktur ki, emperyalistler ve egemen sınıflar tarafından kullanılmasın ve karşı devrime dönüştürülmesin. Suriye’de yaşanmakta olan tam da buydu. Ancak Suriye’nin Kuzeyinde, yani Rojava’da, Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülük ettiği bir halk hareketi vardı. Bu krizi, özsavunmasını geliştirerek devrimci bir krize dönüştüren Kürt halkı, 2012 yılının Temmuz sıcağında, takvimler tam 19’u gösterirken, Suriye’de yaşanan iç kriz ve savaşa devrimle karşılık verdi. Bu devrim, Kürt halkının, Kuzey-Doğu Suriye halklarının olduğu kadar emperyalist kapitalist güçlere, bölgesel gerici güçlere karşı özgürlük arayışında olan tüm halkların devrimidir. Kutlu olsun!

Kürt halkı, on binleri bulan ölümsüzleşenleri ve ödediği ağır bedellere rağmen devrimi savundu. Dört parçadan gelen kızları ve oğullarıyla, ulusal bilincini ışıtan, başta Kuzey Kürdistan’da olmak üzere tüm Kürdistan’da devrim düşlerini güçlendiren bu devrim için, El Nusra’ya, DAİŞ ve onun artığı çetelere, sömürgeci faşist Türk devletine karşı ölümüne savaştı. Rojava devrimi sadece Kürt devrimi değildi elbette. Aynı topraklarda yaşayan tüm halkları çekti kendisine. Ve halklar beraber savaştı, beraber inşa ettiler devrimi. Bugün ise devrim, Kuzey-Doğu Suriye’ye yayılmış olarak çok daha geniş bir toplumsal tabana ve dayanağa sahip.

Türkiye’de şovenizmin yörüngesinde olmayan ve Kürt halkının Kuzey’de ve dört parçada özgürlüğünü savunan, bunun pratik karşılığını örme iddiasında olan, Türkiye devriminin ancak Kürt halkının özgürleşmesiyle mümkün olacağını savunan devrimci örgütler de bu devrime bigane kalmadı. Rojava devrimine, en değerlilerini ölümsüzlüğe uğurlayarak katıldılar. Bir de dünyanın neresinde olursa olsun, devrim varsa bir yerde, o devrimi, kendi devrimi gören enternasyonalist devrimciler vardı bu devrimde. Onlar da devrim senfonisinin zenginleşmesini sağladılar.

Rojava devrimi sayesindedir ki, daha düne kadar birbirine yabancılaştırılan, aralarına nifak sokulup birbirine düşman kılınan Kürdünden Arabına, Asurisinden Süryanisine, Ermenisinden Çerkesine, Türkmenine tüm Kuzey-Doğu Suriye halkları, bugün özgürce beraber yaşıyor, geleceklerini inşa ediyorlar. Halklar, tüm zorluklara, hiç bitmeyen savaşlara ve işgal saldırılarına rağmen kendi kendilerini yönetiyor, devrimi toplumsallaştırmanın adımlarını atıyorlar. Yine bu devrim sayesindedir ki, dünyada olduğu gibi Rojava’da da, ikincilleştirilen, iradesi yoksayılan, erkek egemen sistem tarafından kendisine biçilen kaderi yaşayan kadınlar, özgür bir yaşamın kapısını araladı. Suriye iç savaşıyla birlikte, cins kırımının her türlüsüyle karşı karşıya kalan, DAİŞ ve benzerlerinin selefi ideolojileri temelinde köle pazarlarında satılan, evden dışarı adımını atamaz hale getirilen Kuzey-Doğu Suriyeli kadınlar, bugün her alanda erkeklerle eşit haklara ve siyasal temsile sahipler. Tam da bu yüzden toplumun kadın yarısı, kendi kaderini eline almasını sağlayan devrime sımsıkı sarılıyor.

Rojava devrimi, halkların özgürce beraber yaşadığı, demokratik bir devrimdir. Ve yine Rojava devrimi, aynı zamanda bir kadın devrimidir. Bir kez devrim olduktan sonra kadınlar, her gün, her saat, her an devrimi yaşamın tüm hücrelerinde inşa etmeye koyuldular. Artık evlerinin duvarlarına hapsedilmiş bir hayatı yaşayan kadınlarla değil toplumsal, siyasal ve askeri her alanda öncüleşen, yol açan kadınlarla karşı karşıyayız bugün.

Faşist rejim, tekçi karakteri gereği, Kürt halkının varlığını, kendi kaderini belirlemesini reddetmektedir. Kuzey’inden Güney’ine dağı taşı bombalaması, metropollerde Kürt halkına dönük siyasi soykırım saldırılarını yoğunlaştırması, işgal savaşını derinleştirmesi bu yüzdendir. 40 yılı aşkın bir süredir her türlü yöntemle Kürt halkının iradesini kırmaya, Kürt Özgürlük Hareketini yok etmeye çalıştı. Ama başaramadı. Şimdi ise dört parça Kürdistan’ın en küçük parçası Rojava’da 10 yıldır, Kürt halkının öncülüğünde yaşayan bir devrim var. Bugün Kürt halkının umudunu kırmak için yeni bir işgal savaşına hazırlanıyor sömürgeci faşist devlet. DAİŞ çetelerin,i askeri ve lojistik olarak besleyerek, Rojava halklarına saldırtarak başaramadığını, şimdi DAİŞ artığı çeteleri ve ordusuyla yeniden işgal seferine çıkarak başarmak istiyor. Kuzey-Doğu Suriye halklarının el birliğiyle inşa ettiği yeni yaşamı yok etmek için gün sayan işgalci faşist Türk devletine karşı, dün Kobane’yi Stalingrad’a çeviren irade, tüm bölgeyi savunacak, devrim topraklarını geçilmez bir kaleye dönüştürecektir.

Kürt halkına karşı, Sri Lanka’nın Tamil halkı ve özgürlük gerillaları üzerinde geliştirdiği vahşet ve katliamı kendisine örnek alan sömürgeci faşist devletin, Türkiye halklarına verebileceği tek şey de, bugün, Sri Lanka halkının içinde debelendiği yoksulluk ve sefalettir. Nitekim, hem Kürt halkına karşı yürüttüğü savaş hem de işçi sınıfı ve emekçileri, barınamaz, geçinemez duruma getirmesi ile adım adım bu yolu örmektedir. Kürt halkının ezilmesine, imha ve işgal saldırılarıyla yokedilmesine sessiz kalan bir halkın payına düşecek olan; yoksulluk, sefalet ve özgürlük yoksunluğudur. Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri, kadınlar ve LGBTİ+lar; kendi özgürlüğü için Kürt halkının mücadelesini, Rojava devrimini ve kazanımlarını sahiplenmeli, Rojava işgaline karşı çıkmalı, içeride ve dışarıda bir savaş hükümeti olarak konumlanan AKP-MHP faşist iktidarını yıkmak için mücadeleyi büyütmelidir.