Devrim Koşusunun Öncü Kadın Komünarı Ceren Güneş – DKP/Birlik

181

TC faşizminin Rojava’yı işgal harekatına karşı savaşırken, Serekaniye-Tıl Temir hattında kaybettiğimiz Ceren Güneş, ilk olarak bir kadın isyancıdır, kadın komünardır. Dünya çapında yükselen kadın isyanının ve ülkemizde faşizme karşı direnen kadın hareketinin coşkulu takipçisidir.

Yaşamın her alanına sinen erkek egemenliğine nefretin ve öfkenin canlı timsali, kadın özgürlük savaşını komünist ufka taşımak için yaşamını feda eden bir savaşçıdır. DKP/Birlik Merkez Komite üyesidir.

Ceren Yoldaş, devrimin güncelliğine, tarihin çağrısına yanıt olmak için yola çıktı. Hakikatin, devrimciliğin anlamını aramak için yola düştü. Devrimci savaşın tam merkezinde konumlanarak yaşamını örgütledi. Attığı her adımda öncü bir komünara, komutana dönüştü. O, kendinden çıkarak, kendinden katarak, kendini vererek komünar çizginin sürdürücüsü oldu. Hiçbir zaman sınır ve engel tanımadı. Coğrafya kader değil, direniştir” diyen bir halkın devrimine, kendi devrimi olarak sarıldı, Rojava devrimini savunmak için birçok cephede savaştı, enternasyonalist devrimciliği pratiğiyle, hayatıyla gösterdi.

Partimizin Kasım Atılımı’yla birlikte en öne fırlayan yoldaşlarımız arasında yer aldı. Zamanın ruhunu kavrayarak, günün ihtiyaçlarına cevap olabilmek için, mevcut yaşam ve konumunu alaşağı ederek, devrimci savaş alanlarında konumlandı, tarihsel sorumluluk ve görev bilinciyle hareket etti. Devrimci Komünarlar, enternasyonalizmi bayrak edinmiş, bu coğrafyanın devrimcilerinin mücadele birliğini doğallaştırmış olarak Rojava Devrimi’ne katılmıştır. Ceren yoldaş da bu katılımın hakkını veren yoldaşlarımızdan biridir.

Ceren yoldaş, Rojava devrimini savunmak için, birçok savaş cephesinde yer alırken aynı zamanda kendisini Türkiye devrimine hazırlama perspektifiyle hareket etti. Savaşın içerisinde askeri olarak kendisini geliştirmeyi, edindiği deneyim ve birikimi Türkiye topraklarına taşımayı hedefledi. Bu doğrultuda konumlandığı savaş mevzilerinde, Enternasyonalist Özgürlük Taburu (EÖT) içerisinde görev aldı, hem iyi bir savaşçı hem de iyi bir komutan olarak taburun sergilediği büyük direnişlerde rol oynadı.

Komünar devrimci çizgiyi ateş hattında, büyük küçük demeden her türlü görev ve sorumluluğu üstlenerek inşa edenlerdendi. Sınıf ve cins çelişkisinin bilediği öfkesiyle sakınmasız bir kadın komünar olarak o aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesinin taşıyıcısıydı. Her alanda, her anlamda, devrimci kopuş ve kuruculuğun cisimleştiği bir pratiğin yürütücüsü olma iddiasını taşıdı.

Ceren yoldaş komple bir devrimcidir. Devrimin teorik-siyasal sorunlarını dert edinirek; gündüz hayalinde, gece düşünde hep günün örgüt teorisini ve komünar devrimciliğin örgütsel formunu geliştirmeyi hedefledi. Parti inşasının her cephesinde, düşünsel olduğu kadar pratik olarak emek sarfetti. Küçücük bedenine kocaman dünyanın tüm dertlerini yüklerek, bilincini en yüksek ütopyalarla keskinleştirerek yalnız kapitalizme değil, kendi içimize, yerleşik devrimci dünyalarımıza hodri meydan diyerek savaş açtı. Söz ve eylemini buluşturmayı bilen bir devrimciliktir onunkisi. Ve Ceren yoldaş, devrimci bilinç ve yüreğin bileşkesi olan yürüyüşüyle, komünist bir özne, önder bir kadro olarak dokunduğu her yerde iz bırakmıştır.

Sınırlara ve sisteme hapsolmuş, sahiciliğini yitirmiş, yetersiz, kaderci ve mızmız devrimciliğin karşısında devrimci kopuşun ve kuruculuğun eyleyicilerindendir Ceren yoldaş. Tarihten devrimi çağırabilmek için de tarihin çağrısına yanıt olabilmek için de devrimci savaş örgütüne olan ihtiyacı biliyordu. Derdi tasası, bu çağrıya yanıt olabilecek bir kolektif yaratabilmek; bu çağrıya yanıt olabilecek devrimci bir partiyi inşa emekti. Hem teorik-siyasal hem örgütsel hem de askeri anlamda “zulası”nda çok şey biriktirmişti. Rojava ve Medya Savunma Alanlarında biriktirmiş olduklarını, savaş tecrübesini Türkiye devrimine taşımak isiyordu. Rojava topraklarına geçmeden hemen önce; Aralık 2015’de Ceren, yoldaşlarıyla birlikte öfkesini bir bombanın içine sığdırarak, AKP’nin kol kanat gerdiği, emperyalistlerin besleyip büyüttüğü cihadist örgütlenme ağının parçası, ezilen halklara kan ve vahşetin en büyüğünü yaşatan DAİŞ’in uzantısı olan cihatçıların bir karargâhını imha etme cüretini göstermişti. Faşist iktidarın karşı devrimci saldırıları ve savaşına karşı devrimci kitle şiddetini ve profesyonel askeri eylemleri örgütlemeyi esas almıştı. Devrimciliğin; ezilenlerin karşı şiddetinin varlığıyla, silahlı mücadeleyle koşullu olduğunun bilincindeydi. Tam da bu yüzden kilitlendiği tek şey, devrimci savaş alanlarından edindiği birikimi, Türkiye topraklarına taşımak, devrimci savaşı büyütmekti.

Doğru yerde başlar ve doğru yerde son bulur her şey

Ceren yoldaş, kendinden önce sırra dönüşenlerin kıssadan hissesinin yankısı olmuştur. Orhan Yılmazkaya’nın, Ulaşların, Bedreddin’in, Mahir’in, Aziz’in, Cemre’nin ve göğü fethe çıkan tüm komünarların iyi bir takipçisidir o. Onlara değmiş, onlardan öğrenmiş, onları kendisinde buluşturmuştur. Duruşunu oluşturan, Komünarlardan aldığı miras ve sorumluluk bilincidir. Hem kısacık ömrüne sığdırdıkları hem de bu ömre koyduğu güzel son noktayla, o da biz Komünarlara güç katmış, yürüdüğümüz yolda bir kutup yıldızına dönüşmüştür.

Ceren yoldaşın tarihe düştüğü notu silinmez bir ize dönüştürecek olan biz Devrimci Komünarlar’ın devrimci pratiği olacaktır. Ceren ve tüm ölümsüzleşenlerimizin düşlerini, amaç ve ideallerini yüklenmiş olarak Türkiye devrimine yürüyeceğiz.

Ceren yoldaş, geride büyük bir boşluk bırakarak ölümsüzlüğe yürüdü. Ceren’e dokunan, Ceren’le buluşan, birşeyler paylaşan; Ceren’e çarpan, Ceren’le rastlaşan herkes bunun farkındadır. O, mücadelenin bütün alanlarında göstermiş olduğu kararlı ve net duruşla, devrimci eylemdeki ısrarı ve bunun ayrıştırıcı gücü ile dünyalarımızı yıkan ve yeniden inşa eden amatör ruhlu usta bir devrimciliği örmüştür. Ceren’in gidişi bizlere daha fazla sorumluluk ve görev yüklemiştir. Tıpkı onun gibi devrimin tüm sorunlarına kafa yoracak, tüm alanlarında en ileriden konumlanacağız. Yolu yok, Ceren’in ve tüm ölümsüzlerimizin kanları canları pahasına yüksekte tuttukları Komünar devrimciliğin mücadele hattına en ileriden katılacağız. Teorik, siyasal, örgütsel, askeri tüm alan ve düzeylerde kurucu bir devrimciliği inşa edeceğiz. Ceren’in ve tüm ölümsüzlerimizin harcını kardıkları devrimci savaş çizgimizden, ne bir adım geri düşeceğiz ne de duraksayacağız. Ceren gibi devrimci cüretin, cesaretin ve eylemin adımlarıyla bugünden yarına ilerleyeceğiz.

Ceren yoldaş; komünizm davasına bağlılığın, devrime duyduğun sonsuz inanç ve bu uğurda doludizgin yürümenin güzelliği ile son noktayı koydun. Hep bu inancın güzelliği, hep bu yürüyüşün duruluğu içinde, zamana inat, şimdi ve daima bizimle olacaksın. Bu tarihte, bu kavgada; Vardın! Varsın! Varolacaksın!

Unutmayacağız, unutturmayacağız !

Ceren yoldaşımızın kadın öfkesi bayrağımızdır!

Göğü fethe çıkan komünarlar ölümsüzdür!

DKP/Birlik