Devrimci iddia ve cüretin adı Ceren Güneş – Ertan Delila

67

Devrim örgütlemektir, devrim üretmektir. Bundan doğru tarihin bize getirdiği o devrimci görevi yerine getirebilmek aynı zamanda o hedefe ulaşabilmek için bir atılım gereği, bir çıkış gereği hissettik. Devrimci Komünarlar esasında bunun adıdır. Unutmayalım her yürek bugün özgürlük arayışında olan isyan eden bir şekilde bir şeyleri kabul etmeyen biat etmeyen her yürek bizim için devrimci bir hücredir. Hiçbir yerdeyken her yerdeyiz dedik, günün görevi şimdi buna uygun bir siyaset örgütlemek, buna uygun mücadele kanallarını geliştirmek, buna uygun “Birlik”telikler sergilemektir.”(Ceren Güneş)

Ceren yoldaş örgütün kuruluşunu, dönemin bir ihtiyacı olarak ele alıp, bunu inşa etmek için yola çıkanlardandı. Bu yola çıkış, var olan örgütlerin ve hakim örgütlenme tarzının, devrimci siyasete ve bir potansiyel olarak isyan etmeye hazırlanan kitlelere cevap olamamasına dair önsel bir gözleme dayanıyordu. DKP/Birlik’in kuruluşundan itibaren, bir sorun olarak örgüt, örgütlenme ve mücadele başlıkları derinlemesine tartışılmaktaydı. Ceren yoldaş, bu süreçte ipi göğüsleyen ve önde yürüyen bir yoldaş olarak, tüm tartışmalarını, okumalarını ve araştırmalarını, böylesi bir örgütü/örgütlenme modelini nasıl inşa edebiliriz/yaratabiliriz sorusu üzerine odaklayan bir yoldaştı. Tabi şunuda biliyoruz; örgüt modeli ve örgütlenme stratejimiz, kendisini savaş alanlarında yani pratik sahada kanıtlamak zorundadır. Ceren yoldaş, her zaman, teori-pratik ve devrimci örgüt-kitle birlikteliğine bağlı bir yoldaştı. O, günün devrimci örgütünü inşa etmek istiyordu. Bunu en iyi anlatacak olan onun kendi cümleleri:

Günümüzdeki devrimci örgütler kitleleri örgütlere ve örgütlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye çalışıyor, halbuki örgüt ilkesini ve yapısal çizgilerini kitlelerin ihtiyaçlarına uygun oluşturmak gerekir.”

Türkiye’nin toplumsal koşullarını ve politik gündemini sürekli tartışan ve yazılar yazan Ceren yoldaş, ısmarlama bir örgütle Türkiye halklarına cevap olunamayacağını anlamıştı. İktidar ile burjuva muhalefet arasına sıkışmış halka, umut olabilmek için örgütü ve örgüte bağlı olan kurumları, tecrübemizi ve geçmişteki yanlışları da göz önüne alarak, geçerli bir ideolojik-politik hat oluşturulabilmesi için ciddi bir düşünsel emek harcamıştı. Ceren yoldaş, Devrimci Komünarlar’ın etkili çıkış yapabilmesi için alışılmışın dışında eski örgüt anlayışının değişmesinden bahseder. Örneğin kolektif önderlik ve kolektif emekten, rutin yaşamamaktan bahseder. Eğer ki Ceren yoldaş ile ilgili konuşacaksak, Ceren hiçbir zaman bir işin, herhangi bir sorunun tek başına çözülemeyeceğini, komünün fikrinin alınması gerektiğini ve beraber tartışılıp beraber yapıldığı sürece, hem ideolojik anlamda özne olan kadroyu daha fazla geliştireceğini, hem de komünün herhangi iş veya eylem içerisinde olduğunda daha iyi koordine olabileceğini düşünüyordu.

Ceren’in bütün çalışmalarının amacında kitlelere hitap eden bir örgüt inşaa etmek ve geliştirilen devrimci savaşı batıya taşımak vardı. Ceren yoldaş profesyonel devrimcilik yaşamı boyunca bütün planları, ileriye yönelik hesaplarını ve örgütün gelişimini pratik alanda buluyordu. Bütün masada ki hesaplar, tartışmalar, beyinleri kemiren derin teoriler pratikte karşılığını bulamazsa havada bir gaz bulutu gibi kalır. Kısacası yaşamda karşılığını bulamayan hiçbir şey ihtiyaç değildi onun için.

Ceren, o kadar örgütsel işinin arasında gündelik emeğini komünden esirgemeyen bir yoldaştı. Ceren için komüne ait olan değerler çok önemliydi. Araç ve gereçlere iyi bakılması, depodaki malzemelerin ve erzakların çürümemesi, çalışma alanlarının düzenli olması çok önemliydi onun için. Kimse yapmıyorsa gider kendi yapardı. En çok kabullenemediği şey devrimcilikte rutin bir hayat yaşanmasıydı, buna çok tepkiliydi. Her an yaşamda aktif olunması ve üretim yapılması gerekiyordu, günübirlik yaşanamazdı. Ceren, toplantıları ve örgüt organlarını aktif olarak kullanan, yaşanan sorunları bu organlarda iyice irdeleyerek bir çözüm yolu arayan bir yoldaştı. Eleştiri-özeleştiri ve karar alma mekanizmları onun için çok önemliydi; karar alınınca o iş kesinlikle yapılacak, herhangi bir itiraz ya da bahane olamaz!

Bu yüzden, DKP/Birlik’in kuruluş aşamasında, ideolojik-politik anlamda örgütsel temellerin oluşması için Ceren yoldaş’ın kurucu bir özne rolünü ikirciksiz olarak üslendiğini söylemek yanlış olmaz. Ceren yoldaş, yürüttüğü tartışmalarda, geçmişteki yaşadığımız sorunları ele alıp çözümleyerek, geçmişten geleceğe doğru bir köprü inşa ederek yol almamız gerekliliğine dair uygun bir konumlanma almıştı. Aynı dönemde, görevlendirmeleri yaparken, çözülemeyen işlerde, çok yoğun çaba harcamış, çözüm odaklı düşünmüş, gecesini gündüzüne katıp örgüt sorunlarına yoğunlaşarak dönemi aşmada perspektifler sunmuştu. Tabii ki bütün arkadaşlar emek harcamıştır. Ama burada Ceren yoldaşın emeğinden bahsedeceksek, anlamada ve uygulamada çok ısrarcı bir duruşun olduğunu söylemek gerekir.

Ceren, bir çok noktada fedakar, tedbirli ve itinalı bir yoldaştı. Bunu savaş zamanlarında görmek mümkündü. Bir gün, yaz mevsimiydi, sıcaklık 55 dereceyi bulmuş, bulunduğumuz yerin yanında ki tarlada, çeteler ekinleri yakmışlardı. Ateşler bulunduğumuz yere sıçradı. Sonrasında Ceren yüzüne bir puşi sararak, bir iki arkadaşla ateşlere daldı, ellerinde sadece kürek vardı, söndürmeye çalıştılar. Zor oldu ama sonra söndürdüler. Bir tehlike gördüğünde önce o sezer, ilk önce o koşardı.

Bir keresinde, Rakka’daki okul savunmasını anlatırken; ‘30 kadar çete gelmişti, geri püskürtmekte zorlandık. Bir tanesi içeri girdi ben şans eseri gördüm ve önce davranarak onu vurdum. Eğer geri püskürtemezsek son çare olarak hepimiz çatıya çıkıp oradan ateş ederek savunma yapacaktık ama zor da olsa kısıtlı mühimmat ile geri püskürttük. Hayatımda beynimin bu kadar hızlı çalıştığını hatırlamıyorum’ demişti. İşte burada bütün hayatının gerilla tarzına göre yaşamanın ve kendini geliştirmenin sonucu olarak somutlaşan bir birikim vardır.

Ceren Ortadoğunun Che Guverasıdır. Che Guavera gibi doktordu, doktorluğu bırakıp mücadeleye atıldı. Che guvera Arjantinli, Kübalı, Kongolu, Bolivyalıydı. Ceren Türkiyeli, Kürdistanlı, Suriyelidir. O, Orta Doğu’nun Che Guaveradır.” (Ekrem Demirci)

Ceren yoldaş, güçlü enternasyonalist bilinci ile Rojava topraklarına gelmiş bir devrimciydi. Rojava’ya gelen her devrimcinin yaptığı gibi Rojava’yı IŞİD çetelerine ve TC sömürgeciliğine karşı savundu. Aynı zamanda, Ceren yoldaşın, Rojava’daki enternasyonal devrimci mücadeleyi Batı’ya taşımak gibi güçlü bir amacı vardı. Türkiye’ye taşınan bu savaş aynı zamanda hem Türkiye’de devrimci savaşı başlatacak, hem de Rojava Devrimi’ni daha çok güçlendirecekti.

Ceren, kadın özgürlük mücadelesinin gelişimi için bilinen doğruların dışında yazılar yazmış, tartışmalar yürütmüştür. “Gerekirse Mutfakta ki Kızgın Yağlarımızı Silah Olarak Kullanırız Yine de Yıkarız Sizi” sözleri çarpıcıdır. Kadın özgürlük mücadelesinin gündelik hayatta da bir neferiydi. Ona bir şey sorulduğunda geri çevirmez, anlatır, yanlış gördüğünü eleştirmekten ve yanlışa karşı mücadele etmekten çekinmezdi. Cinsiyetçiliğin gündelik hayattaki tezahürlerine karşı hiç tahammülü yoktu. Mücadelesini öğretici ve kırıcı olmayan bir tarzda yürütürdü. Ceren, kadın özgürlük mücadelesine düzen içi bir bakış açısıyla yaklaşmazdı. Doğru bildiği neyse, yalansız yanlışsız onu göstermeye ve örgütlemeye çalışır.

Bizim görevimiz, Ceren’in amaç ve hayallerini gerçekleştirecek günün örgütünü inşa etmek ve yeni Cerenler örgütlemektir. Bütün amaç, devrime akarak kopuşu yaratacak politik kitleyi doğru zeminde yönlendirmektir. Hiçbir zaman Ceren bizim için bir hatıra olarak kalmayacak çünkü onun yaşamı ve fikirleri üzerinden bir ideolojik duruş örgütleyeceğiz. Halk düşmanlarına ve faşist iktidara karşı Ceren’ in yokluğunu hissettirmeyeceğiz!

Aziziye, ey Aziziye… Unutma! Ortalık onca toz dumanken tenden geçip düşten geçmeyenleri. Unutma seni dünyası belleyenleri, uykusuz gözleri, yorgun bedenleri. Yurdunu yurt, yoksulluğunu yürüyüşlerine katık edenleri. Kazdığımız mevzileri, ısıttığımız gecelerini, seni bu ölümsüz destana konuk edenleri… Aziziye, ey Aziziye…Damarlarımızda ki kan kuruyana dek unutmayacağız biz seni. Sende o yaralı Ceren’i unutma!” (TKEP/Leninist’ten bir yoldaşı)